Koyun ile Keçi

Ben, şuna inanırım: Bir insan “namussuzluk”tan şikâyet edecekse, önce kendisi “namuslu” olmalıdır…
“Yamukluk”tan şikâyetçi olanın, önce kendisi “dürüst” olmalıdır!..
Bir insan “hırsızlık”tan, “yolsuzluk”tan ve “peşkeş”ten şikâyet ediyorsa, bunları kendisi yapmamış olmalıdır…
“Temizlik”ten dem vuruyorsa, kendisi “kirlilik denizi”nde yüzüyor olmamalıdır…
“Zulüm”den şikâyet edenin, kendisi “zalim” olmamalıdır!.
Meseleyi daha iyi kavrayabilmek için, “koyun”ları veya “sığır”ları örnek vereyim…
Malûm; koyunlar veya sığırlar her pislediğinde, “yün”lerine bir parça “pislik” bulaşır… Bunlar çoğala çoğala, bir süre sonra “çakıldak” hâline gelir…
İşte bu “çakıldak”lar, koyun veya sığır hareket ettikçe sallanırlar!. Aynen bunun gibi; “temizlik”ten dem vuran birinin arkasında, koyunlar gibi “çakıldak” olmamalıdır!..
Ya da “keçi” örneği… “Hikâyeyi bilirsiniz ama bilmeyenler ve duymayanlar için tekrar anlatayım…
“Keçi”ler ve “koyun”lar merada otlarlarken, “hendek” gibi bir yerden atlamaları icap etmiş… Önce koyunlar, sonra keçiler atlarlarken, koyunun kuyruğu havalanmış ve afedersiniz poposu görünmüş… Kendi kuyruğunun sürekli havada ve poposunun da sürekli “açıkta” olduğunu bilmezden gelen keçi, hiç fırsatı kaçırır mı; başlamış sevinçle bağırmaya: “Koyunun kıçı gözüktü, koyunun kıçı gözüktü!”… Bu “pişkinlik” karşısında, koyun ne desin?..
Hiçbir şey demeden yoluna devam etmiş… Eğer bir şey demesi gerekseydi, herhalde şöyle derdi; “Ulan, benim kıçım bir defa göründü… Ya seninki?.. Senin kıçın hep açıkta!..”
Bu “hikâye”den benim çıkardığım “ders” şu: Gözleri “başkalarının kıçında” olanların, sürekli “başkalarının açığı”nı arayanların kendi kıçları açık olmamalı!..
Kısacası, “koyunlarda açık” arayanların kendileri asla “keçi” olmamalı!..
Zira, bir gün bir koyun çıkar ortaya ve der ki;
“Sen, önce kendi kıçını ört!.. Çünkü senin kıçın hep açıkta!”