Taygeldi’nin Düğünü

Taygeldi'nin Düğünü Miyase aba, yol yordam bilen, Hürü dayazanın evin, borda gapısından, Seslendi ; Gız hürü...! Kele bacım, gapıyı bi aç hele.!

49

Miyase aba, yol yordam bilen,
Hürü dayazanın evin, borda gapısından,
Seslendi ;
Gız hürü…!
Kele bacım, gapıyı bi aç hele.!
*
Hürü dayazanın, öğlen karanlığında,
İçi geçmişti,
Dirkeden attı.
Uyanıp, belinledi.
Kim ola ki,
Diyerek sofa gapısından baktı.
Gılıbozun miyaseydi, gapıda gördüğü.
Avluya inerek, gapıyı açtı.
*
Gız bacım, sana akıl danışmıya geldim.
Benin oğlan var ya, seydamet.
Morcalı fadiğin gızını,
Almam diye tutturdu.!
Neymiş, gız beş yaş böyükmüş,
Icık da şişman diyo,
Gadının yaşı mı olurmuş.?
Hemi bi dırhen et,
Bin ayıp örter derler.
Bana bi akıl ver.?
*
Hürü dayaza ;
Senin derdine,
Dereköylü sağır ali, derman bulur.
Hemi de derin hocadır.
Guru deriyi yörütür derler.
Bi yıldızını sürsün oğlanın.
*
Allah ırazı olsun bacım.
Yarından tezi yok,
Hemen gediyim.!
Borda gapıdan çıkarken,
Miyase aba,
Gızın bi deve yükü de çeyizi var.
Babasının da,
Hali vakti yerinde.
Deli oğlan,
Buldu da, bunuyo.!
Töbe, töbe.!
*
Yayan yapıldak,
Yola düşen, Miyase aba.
En sonunda, Dereköyde.
Ali hoca’nın evine vardı.
Hocam ;
Gulun, gurbanın oluyum.
Şu benim oğlana,
Bi şirinlik muskası yaz.!
Dur bakalım der,
Ali hoca.
Önce yıldızını süreyim.
Gel şöyle otur bakalım.
Oğlanın adı ne.?
Seydamet.
Anasının adı.?
Miyase.
Ali hoca isimleri, bir kağıda yazdı.
Ebced hesabı ile,
Yıldıznamede okuyacağı bab’ı buldu.
Sayfayı açtı.
Ol kişinin talihi Esed,
Yıldızı Seratan ola.
Kaşları çatık ola,
Gözleri güveyin ola,
Bacağında, demir zahmı ola,
Uyluğunda, bir beni ola.
Üç yerde ölüm haffı ola.
Bir yaşına,
Onüç yaşında,
Yirmiiki yaşında.
Bunları geçerse,
Ömrü çok ola,
Seksenaltı yıl,
Onbir ay,
yirmiyedi gün ömrü ola.
Zat-ül cenb illeti ola.
La-ya’lem-ül gaybe ill’Allah.
(Kaybı Allahtan başka kimse bilemez)
Diyerek, yıldıznameyi kapayan
Ali hoca,
Miyase dayazaya sorar
Yıldızını sürdüm,
Doğru çıktı mı.?
Hocam, hepisi doğru çıktı.
Güçcüken abası,
Bi maşa kötelemiş,
Bacağına saplanmış,
Yarası zor eyi oldu.
Ara sıra öksürüyo,
Beni de doğru hocam.
Allah ırazı olsun senden,
Bi gız var köyde.
Babasının da hali vakti yerinde.
Hemi de verimkârlar.
Oğlan olmazlanıyo.!
Bi şirinlik yazsan diye geldim.
Şirinlik yazayım da,
Ondan evvel,
Gızın elinin, ayağının tırnağı.
Kesilip gavrulacak,
Havanda dövülecek,
Ben okuyacağım,
Oğlanın aşına,
Garıştırıp yedirecen.!
Üçgün sonra,
Gızı istiyecek.
Yarın al getir,
Bir an evvel bitsin.
Miyase dayaza kalktı,
Yarın getiririm.
Derken,
Kuşağından çıkardığı,
Yüz gaymeyi, Ali hocanın oturduğu.
Minderin altına sıkıştırdı.
Haftasına varmadan,
Fadiğin Taygeldi gızı,
Seydamete istediler.
Cuma akşamı, düğün.
Bayrak kaldırma merasimi ile başladı.
Bütün dostlar,
Fadik abanın taygeldi gızı ile,
Seydamet’in düğününe davetlidir.
Süleyman sırrı