Yayla Zamanı-2

Gulağısuluyu geçmişler,Tahtalıya varmışlardı.Eh artık yolumuz iyice azaldı,Dardaşı geçtik mi önümüze köygediği gelecek ondan sonra da Yassıyurt. İkindi olmak üzereyken Yassıyurda vardılar, yüklerini boşaltmaya başladılar. Süleyman Sırrı

128

Yurtların belli olmasıyla,koyun ve kuzu çobanlarının altı aylık anlaşmaları yapılmış,(bacakbaşı) güdeceği hayvanlara karşılık olarak altı ayın sonunda paralarını alacaklardır.Şadıbaba; Yassıyurta konacak olanlar için çobanlığı kabul etmiş ve kuzu çobanı olarak da Tez köyünden genç bir delikanlı bulmuştu Salı günü.
Çarşamba günü için ilan verilmiş ve Yassıyurta konacak olan komşular Salı günü akşamı koyunlarını ve kuzularını şadıbabaya katmaları söylenmiştir.
Çarşamba günü sabah erkenden sürüyü yola çıkaran şadıbaba Horan,Soğukkuyu,Eskiköy üzerinden yolculuğa başlamıştı.
Koyunlarını sürüye katanlar biran önce Yurda varmak için hazırlıkları bitirip Çarşamba sabahı yüklerini yükleyip yola çıkmak için çabalıyorlardı.

Hemen hemen onbeş kişiye yakındı Yassıyurdu isteyenler.Bunlardan birisi de Sadık Hocaydı.
Güz sonu aleyçik takımlarını koyduğu samanlıktan birer birer çıkarıken eksik varmı diye de kontrol ediyordu. Sundurmalar tamam,süvenler tamam,sergen takımı tamamdı.Sundurmaları birbirine bağlayacak olan çubuk destesini de kucaklayıp avluya çıkarmış ve oğlu Abdilkadire sesleniyordu;
-Abdilkadir oğlum beygirleri ahırdan çıkar da yükleri sarmaya başlayalım.
Abdilkadir mutfakta duran süt tenekelerini çıkarmış,yorganları ve döşekleri avluya çıkarmaya çalışıyordu. İşi bitince ahıra doğru koşmaya başladı ve;
-Baba önce eşşeği çıkarıp,semerini vuruyum,Sundurmaları,süvenleri,çıbıkları ona yükleyelim.
-Eyi bakalım çıkar,önce onun yükünü yükleyip sıkıca bağlıyalım.
Eşeğin yükünü yüklemeden kuyunun başında duran hatıla doğru çekip götüren Abdilkadir suyunu içirmiş,yola çıkmadan önce susuzluğunu gidermiş.Eşeğin ve beygirlerin yükleri yüklenmiş,eksiğimiz varmı diyerek birbirlerine soruyorlardı. Birden Sadık Hocanın aklına Tahra gelmiş,
-Aman oğlum tahrayı koyduk mu heybeye.?
-Ben goymadım,bi bakıyım tandır damındaki astara diyerek içeri girdi ve elinde tahra ile geri geldi.
-Eyi ki aklımıza geldi, aleyçiğin çıbıkları eksik, orada tamamlarız,ilazım olacak.
Eşeğin yularını eline alan Abdilkadir,avlu kapısından çıkıyordu ki,yoldan geçen Mileğin Şükrünün Necat ile karşılaştı.
Onlar da Yassıyurda gidiyorlardı,Yol arkadaşları çoğalmıştı,biraz geriden de Gazinin Bekir geliyordu, onlar da yüklerini hazırlamış yola çıkmıştı.

Horan yolundan ağır ağır ilerlemeye başladıklarında güneş epeyce yükselmişti,biraz daha hızlı gidelim de ikindiye yetişelim Yassıyurda diyerek hızlandılar.
Soğukkuyu’ya girerken Pala’ların kuyuya doğru ilerlediler,hayvanlar iyice susamışlardı.Kuyudan su çekip hayvanları sulamışlar,kendileri de kovadaki buz gibi sudan içerek susuzluklarını gidermişlerdi.
Önlerinde Eskiköyün bayırı vardı orayı da çıktıklarında artık yolları kolaylamış olacaktı.Bayırı çıkarken yükleri elden geçirmişler,gevşeyen yük iplerini iyice sıkıştırmışlardı.
Bayırın sonundaki düzlükte biraz mola verip,hem hayvanları hem de kendileri dinlenmiş oldular.
Gulağısuluyu geçmişler,Tahtalıya varmışlardı.Eh artık yolumuz iyice azaldı,Dardaşı geçtik mi önümüze köygediği gelecek ondan sonra da Yassıyurt.
İkindi olmak üzereyken Yassıyurda vardılar, yüklerini boşaltmaya başladılar.
Süleyman Sırrı