İlla Kendi Zenginliğimiz

Varsın bizden varlıklılardaha çok olsun. Bizimki de bize yeter de artar bile. Tamah tuzağına düşmeyelim yeter.Her şey bir yana; sağlık olsun yeter.Beden ve ruh sağlığımız, en büyük zenginliğimiz; bunu kaybetmeyelim yeter.Her şeye rağmen kendi zenginliklerinin değerini artırmak en güzeli bence. Hatır gönül zenginliği, yetmez mi bize.

Bölgemizde sık kullanılan ‘Kendindeki değerlerin farkına var.’ anlamıyla kullanılan ‘Elin topakevine bakıp/özenip kendi aleyçiğini taşlama’ deyimini çok severim.Kendimizi tanıma, kendimize güvenme, kendi kararlılığımızı devam ettirmede bu deyimin güç verdiğine inanırım hep. Kendimdekileri yeniden değerlendirme hususunda rehber kabul ederim bu deyimi.

Evet; kendimiz, hepimiz sandığımızdan daha zenginiz aslında. Böyleyiz böyle olmasına da başkalarına bakıp onlara özenmeden de geri kalamıyoruz bir türlü. Daha güçlü olabilmek için kendimizin imkân ve şartlarını sonuna kadar kullanmayı pek beceremiyoruz gibime geliyor. Niyeyse gereğinden fazla, başaramayacağımız kadar iş alıyoruz sanki üzerimize.Kendi varlıklarımızla yetinmeyi beceremiyoruz sanki.Malı ve parası çok olanları, varlıklıları ayrı bir özenle seyrediyoruz gibime geliyor niyeyse.

Kendimizde bulunan şeyin pek çok çeşidine veya miktarına sâhip olanlara özeneceğiz, özenip onlardan güçlü olmaya çalışacağız ama belli kurallara uyarak elbette. Daha üstün olmayı istemeyenimiz yok elbette.Yok ama bunun şartlarını, bu yükü taşıyabilmeyi becerip becerememede hepimizin tereddüdü var sanki.
Ne olmazsa zengin olunmadığını kavramakta zorlanıyoruz aslında.Emek, çaba, çabalama, mücadele olmadan zengin de olunamıyor.Yardımlaşma mutlaka gerekiyor. Elele vermek elzem. Destek olmak, destek olabilmek bir erdem ama hepsinin özetinde şu atasözümüz var: ‘Sana vereyim bir öğüt: Kendi ununu kendin öğüt.’. Bu bencilleşme değil, bu ayrıksı olmak da değil asla.
Paylaşmayı, bölüşmeyi, üleşmeyi tam bilemedikçe bir şeylere sahip olmanın ne anlamı var ki.

İstenen oranda olmasa da zengin olmak için, kendimize yetmek için bizden başka kimin gayreti olur ki. Maddi anlamda birinci derece dışındaki çevremizden ne kadar yardım görürüz ki.
Verilenlerin, yapılanlarınkarşılığı istenmese de, başa kakılmasa da, gün gelir lazım olur diye bastırıkta tutulduğunu bilmeyenimiz yok elbette. Bunu yapmayanın, bunu yaşamayanınolmadığına inanmak durumundayız maalesef.

Birilerine verdikçe Yaratıcımızın bize daha çok vereceğinin muhasebesini yapamamak ne kadar büyük talihsizlik değil mi?
Vermenin hazzını yaşamayı unutan insanımız, verdikçe gurur kırmanın hazzını yaşamaya alışmıyor mu sizce de?

En iyisi, kendi kendine yetmek… En iyisi, muhannete muhtaç olmamak… En iyisi, kendi yağıyla kavrulmak… En iyisi, kimsenin hiçbir şeyinde gözü olmamak…
Evet; en iyisi, kimseye haset etmemek tabi…
Elbette en iyisi, kendi dünyamızda kendi beyliğimiz, ağalığımız, paşalığımız, sultanlığımız, hükümranlığımız…
Bir uzvumuzun değeri,herhangi bir zenginlikle ölçülebilir mi ki.

Hayat dediğimiz, aslında,‘Sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm.’ hesabı değil mi ki.
Evet; esas olan, sonuç ne olursa olsun en güzeli kendimizinki,ne olursa olsun kendi zenginliğimiz.
Hesabını yapabiliyor olsak da kendine hükmedemediğimiz varlığın ne anlamı, ne önemi ve ne değeri var ki.
Kâinatta hiçbir şey, tek başına değil.Hâlimizle hâlleşenler olmadıkça paranınne anlamı ve ne değeri var ki.
Yunus’un ‘… Var biraz da sen oyalan’ dediği gibi elimizdekiler sadece bir oyuncak hem de paylaşamadığımız bir oyuncak ise bunun ne anlamı ola ki.

Nefsani duyguları törpüleyemeyince,servetin azlığı ya da çokluğu bize bir ders veremeyince bu varlığınne değeri ola ki.
Ona hükmedeceğimiz yerde onun bize hükmettiği bir mala mülke sahip olmaya değer mi ki.
Bu dünyadan gitmeyecekmiş gibi hırs ve tamahına esir olanları çok görüyoruz hepimiz. Bunların er geç bu dünyadan gittiğini de görüyoruz az da olsa. Tabi biz de gideceğiz bir gün. Onlar gibi gitmemek için mücadele şart.
Onların durumundan ibret almak şart. Evet, burada da bizden sonrakilere onlar gibi ibret olmamak şart. Evet, elbette, ibret olmamak bunun en iyisi tabi.

Varsın bizden varlıklılardaha çok olsun. Bizimki de bize yeter de artar bile.
Tamah tuzağına düşmeyelim yeter.Her şey bir yana; sağlık olsun yeter.Beden ve ruh sağlığımız, en büyük zenginliğimiz; bunu kaybetmeyelim yeter.Her şeye rağmen kendi zenginliklerinin değerini artırmak en güzeli bence.
Hatır gönül zenginliği, yetmez mi bize.