Emirdağ Yaylaları Projeleri

Saygıdeğer Emirdağlı Hemşerilerim. Öncelikle büyüğünden küçüğüne saygılar sunarım. Son günlerde Emirdağ Yaylaları ile ortaya atılan “altın madeni” ile ilgili bazı düşüncelerimi dile getirmek isterim.

231

Burada kullanacağım herhangi bir kelime de yanlışlık olursa şimdiden özür dilerim. Ama beni bilen bilir. Ben her zaman Emirdağ aşığı olan bir insanım. Allah’ şükür kimseden çekincemem ve korkum da yoktur. Elimden geldiğince Emirdağ ve Emirdağlı için elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Ben profesör oldum diye hiçbir zaman büyüklük taslamadım. Yeri geldi dayılarımn otobüslerinde mavinlik yaptım, yeri geldi babamın dükkanında ve yaygısında yazma sattım. Ben yeri gelir sebze pazarında esnaf ile oturur, gerekirse sebze meyve tartarım. Yeri gelir kahvede çay ikram ederim. Bunlar beni asla küçültmez. Aksine bana zevk verir. Ama bunlar Emirdağımızda olduğu için bana ayrı bir zevk verir. Ara kahvede, adanan Abimin kahvesinde büyüklerimle oturmak bana ayrı bir zevk verir.
Sağolsunlar, bütün Emirdağ da beni bağrına basmıştır. Ben tüm Emirdağ’ ımızın “Murat Hoca”sıyım. Yerlisinden Avrupalısına kadar Allah hepsinden razı olsun. Emirdağ ekmeği yedim. Emirdağ sayesinde ekmeğimi kazanıyorum.

Emirdağ’ ına hizmet etmek benim boynumun her zaman borcudur.

Bunları söyledikten sonra asıl konuya girmek istiyorum. Yani Emirdağ Yaylaları ve altın madeni konusuna…
13 Mayıs 2017 tarihli facebook paylaşımımı lütfen okuyunuz. Hatırlayanlar bilir. Öğretim Üyesi arkadaşlarım ve asistanlarım ile birlikte “Emir Baba ve Emirdağ Yayla Projesi” gerçekleştirmek üzere Emirdağ’ ımza gittim. Sağolsunlar tüm belediye başkanları ve sivil toplum örgütleri destek verdiler. Geçmişte 1 defa yaylaya çıkma fırsatım olmuştu. Söylemesi ayıp ama güveç ve mangal bir arada olur mu? Gülmüştüm bu kadar yiyeceği ne yapacağız diye? Gerçekten yayla havası insana çok iyi yediriyor. Çok şaşırmıştım ama ben bunu bizzat yaşadım.
Ama proje yaparken yanımıza yiyecek almamıştık. Bize Gölcük Yaylasında sadece peynir ve ekmek ikram ettiler. Çünkü çok acıkmıştık. Ama inanın hayatımda ekmek ve peynir hiç bu kadar lezzetli olmamıştı. Asistanlarım bile hayran kaldılar. Çünkü bize bunları yediren yayla havası idi.
Lafı uzatmayalım, ben “Emir Baba ve Emirdağ Yayla Projesi” sini hazırladım. 2018 yılında belediyenin konferans salonunda ilgili Emirdağlı Hemşerilerime sundum. 4 ayrı proje hazırlamıştım.

Projede:

  1. Emirbaba Türbe restorasyonu
  2. Şadırvan ve tuvaletler
  3. Konser alanları
  4. Mesire yerleri
  5. Yol düzenlemeleri
  6. Yılkı atları barınma yerleri ve yemlikler Var idi. Projede teleferik seçenekleri bile var idi.
    Verdiğim konferansta bunları video ve fotoğraflarla tanıtmaya çalıştım. Yalvardım. Lütfen bunları Yurt dışında da sunalım. Yurt dışından destek alalım. Destek alalım derken para oradaki hemşerilerimizden para toplamak değil. Yanlış anlaşılmasın. Emirdağlı hiçbir zaman buna muhtaç değildir. Amacım düzgün bir “Avrupa Birliği” projesi hazırlamak idi. Çünkü Avrupa Birliği projeleri ile başta Eskişehir olmak üzere birçok yere tarihi ve turistik yerler kazandırdık. Bunlarla elbette gurur duyuyoruz. Neden Emirdağımız için bu projeleri desteklemiyoruz. Hep sözde kalıyor. Aradan 4 sene geçti. Bir tek Allah’ ın kulu Murat Hoca, arkandayız demedi. Sağolsun Necati Şevik Abimiz yol işlerine biraz el attı. Abi dedim afyon’ da sende deli cesareti var. Sen Afyondaki bürokratlara söz geçirirsin dedim. Dediğim gibi her zaman Emirdağımız için orada masaya yumruğunu vurduğunu gördüm.
    Allah Avrupada yaşayan Hemşerilerimizden razı olsun. Onların hakkını hayatta ödeyemeyiz. Bir yıl boyunca kazandıklarını Emirdağımızda harcamaya çalışıyorlar. Onlar olmadan Emirdağ olmaz. Ama onlar için ne yaptık. Aileleri oturacakları bir yerler mi yaptık? Onlar yaylaya çıksa ne olur. Ailelerinin ihtiyacını karşılayacak bir tuvaletimiz bile yok yaylalarımızda. Ailecek oturacakları bir mesire takımı bile yapamadık. Yaylaya çıkarken doğal alışveriş yapacakları bir küçük Pazar bile kuramadık. Neyin davasını güdüyoruz. Avrupalı Hemşerilerimizin çocukları ve eşleri Emirdağ’ da sıkılıyor. Onlar için ne yaptık.
    Yok efendim şunlar orada içki içti. Yok efendim bunlar böyleydi. Kardeşim bize ne. Orada edep ve adabı ile, başkalarına zarar vermeden insanlar özgürce istediğini yapabilir. Ancak bir kişinin özgürlüğü, diğer kişinin özgürlüğünün başladığı yerde biter. Özellikle ailelere saygı duyarak her insan orada istediği şekilde yaşayabilir. Ama biz Emirdağlılar yaylada bile çevremizi kirlettik. Elimize bir poşet alıp etraftaki çöpleri temizlemedik. Veya çöplerimizi Emirdağ’ a kadar getirip çöplere atmadık. Sen yurduna sahip çıkmazsan birileri gelip çöreklenir. Metin Akın Hocalarımın çöp temizliğini beğeni ile gördüm. Neden birinin çöpünü başkanı temizlesin. Ayıptır, günahtır, yazıktır.
    Artık Emirdağlı olarak eteğimizdeki taşı dökelim. Hep iş işten geçtikten sonra aklımız başımıza geliyor. Biri bir şey yapma çekiştirmekten, onun kötü yanını görmekten başka birşey yapmıyoruz. Cihat Abimiz Antalya’ da ilgili kişileri topladığında bile gereksiz konuşmalar olmuştur. Neyse, olan olmuştur. Önemli olan geleceği görmek, ona göre plan ve projelerimizi yapmaktır. 1 veya 2 senede bu işler çözülmez. Geleceğe yatırım yapmalıyız. Gelecekteki çocuklarımız için projeler üretmeliyiz.
    Yapılacak olan şunlardır:
    Belediyemiz bir an önce ZAFER AJANSI’ ndan acil hazırlanan bir projesi derhal geçirtilmelidir.
    Geçmiş her belediye yöneticisine söylediğim gibi en azından İngilizce bilen 3 elemanı işe alarak, devamlı olarak Avrupa Birliği projesi hazırlatılmalıdır. Bu elemanlar sadece bu iş için çalıştırılmalıdır.
    Emirdağımızda para yok, Ama ZAFER AJANSI ve özellikle Avrupa Birliğinde kullanmadığımız paralar var.
    Yurtdışında çalışan, belli yerlere gelmiş Hemşerilerimizi de devreye sokarak bir an önce “EMİRDAĞLI ve İZİN PROJEKSİYONU” projesi hayata geçirilmelidir.
    Siyasi görüşü bir yana bırakalım artık. Tüm geçmiş ve şu anki Belediye Başkanlarına saldırmanın bir anlamı yoktur. Birleştirici olmak gerekir. Tüm siyasi görüşü olanlar bizim için değerlidir. Tek kırmızı çizgimiz vardır. “Bayrak, Vatan ve Millet”. Bunlara karşı olanlar zaten yazımı dikkate almasın ve beni arkadaşlıktan silebilirler. Benim siyasi görüşümü çoğu kişi bilir. Ama ben tüm siyasi görüşten Abi ve Ablalarıma her zaman saygı duyarım. Önemli olan karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde tartışıp, doğruyu bulabilmektir.
    Altın madeni işine gelince. Bu bir yalan haber ise, ortada ruhsat alma bile yoksa, özürümüzü dileriz. Ancak kimse çevreye zararı yoktur demesin. Kandırmaca olamaz. Tonlarca toprak hafriyatı yaparsınız, kilo ile altın çıkar. Sonunda çevre diye bir şey kalmaz. Örneğini görmek isteyenler Eskişehir-Ankara yolunda Kaymaz Altın Madenine yoldan geçerken baksın.
    Altın aramak şart mı? Şart.

    Ekonomi ve istihdam için gerekli mi? Gerekli.
    Ama yeri bizim Emirdağ Yaylaları değil.
    Orada;
  • Yılkı atları
  • Gölcükler
  • Pınalar
  • Hayvanlar
  • Meralar
    *…
    Var. Dokunmayın bu güzelliklere. Dokunmayın çocuklarımızın geleceğine. Dokunmayın çevresel güzelliklere.
    Lütfen yollarımız yapılsın yaylalara. Çünkü mevcut yol çok tehlikeli. Ama yolun kenarına gelecek 7. Ayda kampanya düzenlenip ağaçlandırma yapılsın. Şenlik içinde ağaç dikelim. 2021 Yayla ve ağaçlandırma yılı olsun. Metin Edeer Abimiz yılkı atları için yemleme yapmıştı. Bunları destekleyelim. O atlarımızı koruyalım. Yemyeşil bir yaylamız olsun. Biz yeşil köprü projeleri yapıyoruz. Hayvanlar ölmesin diye. Doğal yaşamı koruyalım diye. Lütfen çevreyi katletmeyelim.
    Başa düşen görev ne ise yapmaya hazırım. Yeter ki Emirdağ ve Emirdağlılar yanımda olsun. Birçok yurt dışı konferansa katıldım. Seminerler verdim. Projeler hazırladım. Neden Emirdağ’ ım için yapmayayım. Emirdağ için canım feda olsun. Bu uğurda profesörlüğüm yanacak ise yansın. Nasıl olsa yiyecek bir ekmek rızkını Allah verir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı emirdag_yayla_murat1.jpg
  • Ama bu işlerde görev bürokrasi ile uğraşan Emirdağlı Hemşerilerimize düşmektedir.
    Bir an önce bir kurul oluşturulmalıdır. Sinirle yangına körükle varmayalım. Sakin düşünüp, gerekli yerlere başvurularımızı yapalım. Sakince derdimizi anlatalım. Elimizde belgeler oluşturup yapalım. Zaten yaylada tarihi sit alanı koruma belgesi alınmıştır. Bunlar kullanılabilir.
    İnsan 2 veya 3 kişi ile helalleşebilir ancak Emirdağ ve Emirdağ ile ilgili işlerde, yanlışlar yapılırsa Emirdağdaki 20.000 kişi, Yurt dışındaki 250.000 kişi ile helalleşemezsiniz.
    İnternette Norveçli yazar hikayesini araştırınız. Norveçliler ünlü yazarı bağrına basar. YAzar çok ünlü olur ve ödüller alır. Ama yazar kendi ülkesi dururken Almanlardan yana olur. Halk ise yazarın yazdığı ve satın aldıkları bütün kitapları, yazarın kapısının önüne koyar. Bir yazar için bu en büyük aşağılanmadır. Emirdağ için bir tuğla koyandan Allah razı olsun. Ama menfaat için Emirdağ’ a zarar veren kim olursa olsun, cezası ne ise onu bulsun…
    Başka bir Emirdağ yok. Ne yaparsak yapalım Emirdağımız için yapalım. Elimizi taşın altına sokalım. Dediğim gibi bana ne görev düşerse yapmaya her an hazırım.
    Tekrar ediyorum. Yazdıklarım birilerinin kalbini kırdı ise, şimdiden özür dilerim. Destek verenler lütfen paylaşım yapsın.
    Saygılarımla…
    Prof.Dr. Murat KARACASU