Gosa Dayı

Allah rahmet eylesin,Yattığı yer nûr olsun. Suvermezin değerlerinden iyi bir insandı. Süleyman sırrı

(Mustafa DEVECİ)’ninHatırası ile Mâzi’ye bir yolculuk yapacağız.
Yeni nesil Evlâtlarımız o günleri bilmezler,Bizim yaşlarda olanlar iyi bilir,
Püsküllü Kuyusunun tam karşısında ufak bir oda, odanın içinde bir berber koltuğu,
haaa koltuk dedimse sizin bildiğiniz maroken bir koltuk değil tahtadan yapılmış sağlamca ağır bir İskemle olarak düşünebilirsiniz.
Kapıdan içeri girdiğimizde, güneyine bakan bir penceresi var.
Penceresinden ışık gelirken, biraz geniş olduğu göze çarpar orada birkaç tane traş makinası,bir fırça,sabun ve sırları hafiften dökülmeye yüz tutmuş bir ayna,
Duvarında ustura bilemeye yarayan köseleden yapılmış iki taraflı bileme aracı. Onun yanında duvarda çiviye asılı duran ise sakal traşı yaparken içine biraz su konan ve fırçayı arada bir içine batırıp sabunun köpürmesini sağlayan bakırdan yapılmış boyun kısmı kavisli bir şekilde oyulmuş bakır kap Onun yanında Havya dediğimiz sapı ağaçtan,ucu geniş ve sivri demirden yapılmış lehim yapmada kullanılan araç.
Arka tarafta küçük bir sergen göze çarpar.
O sergenin üstünde henüz aygaz tüpünün köye gelmediği yıllar olduğu için ısıtmada kullanılan bir gaz ocağı,yanında koyu bir şişe durmakta, içinde gaz yağı dolu.
Hemen yanında yine bir şişe var mavi renkte ve ağzı mantarla kapatılmış, İspirto.
Hele Traş yaptığı koltuğun arkasında duran bir alet var ki her gittiğimde, çocukluk günlerimde gıpta ile bakardım,Bıçak bileme taşıydı o.
Gosa dayı ; Maharetli bir insandı, Ustaydı,Şaka yapmayı seven,güleç yüzlü bir insandı.
Yüzünün asık olduğunu hiç görmedim, gülümseme hiç eksik olmazdı o toparlak yüzünde.
Bıçak biletmeye gittiğimizde kenara çekilir bıçağı nasıl bilediğine bakardık, O gıpta ile baktığımız basit bir alet olmasına rağmen bize çok değişik gelirdi.
Size anlatmaya çalışayım.
Dört ayağı olan,ortasında bir bisiklet cantı,Göbeğine kaynatılmış karşılıklı birer uzun demir ve bu demire bir kayış bağlı,kayışın bir ucu da ayak konulup bastırıldığında tekeri hareket ettiren tahtadan ayak basamağı,Bisiklet cantının etrafına dolanmış ve gerirmiş kayış üstte bileme taşına bağlı,Çark dönmeye başlayınca bıçağı taşa tuttuğunda çıngı çıkarıyordu, bıçaklar bilenirken sohbet etmeyi ihmal etmezdi. Köyde ne var ne yok Gosa dayının haberi olurdu.
Nasıl olmasın ki en azından günde 20 kişi gelirdi o dükkana, kimisi traş olmaya, kimisi yağ,peynir,turşu tenekesini lehimletmeye,kimisi bıçak biletmeye gelirdi. her gelen o günlerde Suvermez köyünde ne olup bitmişse laf arasında söylerdi.Çocukluğumuz bitmiş gençlik günleri başlamıştı, Püsküllü kuyusunun başı uğrak yerimiz olmuştu, her gittiğimizde muhakkak dükkana uğrar hâl hatır ederdik. Allah rahmet eylesin,Yattığı yer nûr olsun. Suvermezin değerlerinden iyi bir insandı.
Süleyman sırrı