Menu
RSS
Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "GELİR"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Bu haftaki konuğumuz da F...

NERDE O KOMŞULAR

NERDE O KOMŞULAR

Sosyal medyada açlık, yok...

Depresyondan kurtulmak için 4 öneri

Depresyondan kurtulmak için 4 öneri

Sonbaharı geride bırakıp ...

Pirinç

Pirinç

Gardırobunuza bir bardak ...

WhatsApp toplu mesaj dönemi sona erdi

WhatsApp toplu mesaj dönemi sona er…

Dünyanın en popüler mesaj...

SEYREKBASAN

SEYREKBASAN

(1919 - 1984)Türkünün kon...

DERS ALMAMIZ DİLEĞİYLE

DERS ALMAMIZ DİLEĞİYLE

Apple kurucu ortağı ve CE...

Bende Kaymakam olmak istiyorum

Bende Kaymakam olmak istiyorum

Emirdağ Mithatpaşa Ortaok...

Ne Oldum Deme !

Ne Oldum Deme !

Genç adam iyi bir terziym...

“Akıl Ve Zeka Oyunları Atölye Sınıfı” açılışı yapıldı

“Akıl Ve Zeka Oyunları Atölye Sınıf…

    Emirdağ Cumhuriyet İl...

Prev Next
Op. Dr. Kayıhan Çağlar

Op. Dr. Kayıhan Çağlar

Web site URL:

Ağustos 2019 Tiroit ve Paratiroit Ameliyatlarımız

Literatürde; "Yılda 10 paratiroit ve 100 tiroit ameliyatı yapan cerrah, deneyimli ve endokrin spesifik çalışan bir cerrahtır." denilmektedir. Buna göre; tiroit ameliyatlarında tecrübe sahibi bir cerrah olarak anılmak için aylık ortalama 8,33 ameliyat gerekmektedir.

Ağustos 2019'daki toplam 18 ameliyatımızın 8'İ tiroit/paratiroit ameliyatı olarak teşkil etmiştir. Bu haliyle 2019 yılı sekiz ayı için 11,63 olmuştur. Dolayısıyla aylık 8,33' lük olağan ortalamayı 2019 yılı sekiz ayın ortalaması olan 11,63 ile ziyadesiyle aşmış olduk.

Bu süreçte bize güvenip canını,sesini ve nefesini emanet etmiş olan tüm hastalarımız başta olmak üzere; hastalarımızın uyutulmasından uyandırılmasına kadar geçen zamanı sağlıklı, konforlu ve kaliteli geçirmelerini sağlayan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı meslektaşlarıma; hazırlık, ameliyat, takip ve tedavi aşamasında bize yardımcı olan tüm sekreterya, ameliyathane, yoğun bakım ve servis ekibime minnettarım.

“Büyük İşler, MühimTeşebbüsler; Ancak, Müşterek Mesa-i ile Kabil-i Temindir.” Mustafa Kemal Atatürk, 1925
Dr. Kayıhan Çağlar - Genel Cerrahi Uzmanı
(https://www.facebook.com/kayihancaglargenelcerrahi/)

MEME KANSERİNDE DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR

Ekim ayı, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı"dır. Meme kanseri ülkemizde her 8 kadından 1'inde görülüyor. Erken tanı ve uygun tedavi planlaması ile hastalıktan kurtulmak mümkündür. Ancak meme kanserinin tanı ve tedavi sürecini olumsuz etkileyerek ölümcül tablolara neden olan halk arasında doğru bilinen yanlışlar şunlardır:

“Ailemde meme kanseri yok bende de olmaz” Yanlış! Meme kanseri genetik risk faktörleri taşımaktadır. Ancak meme kanserlerinin %85'i genetik sebepler dışında gelişmektedir. Aile hikayesinde meme kanseri olmayan kadınlarda da görülebilir.

“Mememi kendim kontrol etmem yeterli” Yanlış! Kanserde erken teşhis çok önemlidir. Meme kanseri için en önemli nokta herhangi bir şikayet olmadan doktora gitmektir. Memedeki kitle, ele gelecek hale gelmeden çok önce mamografi ile saptanabilir. Hatta kanserleşme aşamasından önce bile memedeki kansere dönüşebilecek lezyonlar saptanabilir. Dolayısıyla hiç şikayet olmadan kontrole gidilmelidir.

“Sık mamografi çektirmek kanser yapar” Yanlış! Mamografi kansere ya da kanserin yayılmasına neden olmaz. Aksine hastalığın yayılmasını önleyen tedavi sürecinde önemli bilgilere ulaşılmasını sağlar. Mamografi işleminde verilen ışın dozu çok düşüktür. Bir kadın 50 yıl boyunca her yıl mamografi çektirirse, meme dokusu ancak bir kez akciğer röntgeni çektirmiş kadar ışın alır. Belirli aralıklarla mamografi çektirmek sakıncalı değildir. Meme kanserine neden olmaz. Ancak gereksiz mamografi çektirmekten de kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca genç yaşta mamografi çektirmenin sakıncası yoktur. Ancak 30 yaşın altındaki kadınlarda meme dokusunun özelliğinden dolayı mamografi ile yeterli görüntü alınamadığından, genç yaşlarda genellikle mamografi yerine ultrason tercih edilir.

“Doğum yapmış, emzirmiş kadınlarda meme kanseri olmaz” Yanlış! Doğum yapmak ve emzirmek, kadınları meme kanseri açısından belli bir oranda koruma altına almaktadır. Ancak doğum yapan ve emziren kadınların kanser olmayacağı anlamına gelmez.

“Kadınlar menopozdan önce meme kanserine yakalanmıyor” Yanlış! Meme kanseri her yaşta ortaya çıkan bir kanser tipidir. Menopoza girmeden, doğum bile yapmadan önce erken yaşlarda ortaya çıkabilir.

“Erkekler meme kanseri olmadığı için çok şanslı” Yanlış! Tüm meme kanserlerinin %1’i erkeklerde görülür.

“Elle kontrol ederken mememde bir şişlik hissettim, kesin meme kanseriyim” Yanlış! Kadınların birçoğunda görülen meme kistleri her zaman kansere işaret etmez. Büyüyüp ağrı yaptıklarında ya da meme kanseri yönünden kuşku uyandırdıklarında bu oluşumlar boşaltılabilir. Ayrıca memedeki kitlenin ağrıması ile kanser arasında bağlantı yoktur. Memede ele gelen her doku kitle demek değildir, her kitle de kanser anlamına gelmez.

“Mememde akıntı oldu, kanser oldum” Yanlış! Her kadında memeden sıkmakla bir miktar akıntı olabilir. Bu durum kanser belirtisi değildir. Kendiliğinden olan, tek taraflı ve kanlı akıntılar tehlike habercisidir.

“Biyopsi yaptırmak kitlenin kanserleşmesine yol açar” Yanlış! Herhangi bir kanserin tanısı biyopsi ile yapılabilmektedir. Kitlenin adının konması için en güvenli yoldur. Biyopsi kitlenin niteliğini değiştirmez. Hastalığın yayılmasına neden olmaz.

“Kanserli bir kitlenin ameliyatla alınması kanserin vücuda yayılmasına yol açar” Yanlış! Kanser vücuda yayılacaksa, kanserli kitleden ayrılan hücreler yoluyla yayılır. Bu kitlenin alınması yayılmayı engeller. Kitlenin alınmasında geç kalınmış ise, ameliyattan önce vücuda yayılmış hücreler, kitlenin kendisi alınsa bile bir süre sonra yeni kitleler oluşturabilir. Bu durumun ameliyatla ilgisi yoktur.

“Bende meme kanseri tespit edildi, mememi kaybedeceğim” Yanlış! Çok geç kalınmamışsa meme kanseri ameliyatlarında artık memenin tümünün alınmasına gerek yoktur. Yalnızca kanserli dokunun alınmasıyla tedavi tamamlanmaktadır.

Son söz: Dokunmaktan korkmayın! Meme kanseri öldürmez, ihmal öldürür. Farkında olmak en büyük önlemdir!
Kaynak : (ÖZEL ANADOLU HASTANESİ ESKİŞEHİR)

Tiroit Nodülleri Farkındalığı

Tiroit bezinde bir yumru mevcutsa buna tiroit nodülü denilmektedir. Eğer iri bir tiroit bezinde; nodül var ise buna nodüler guatr, birden çok nodül mevcutsa buna da multinodüler guatr denilir. Nodüllerin üç önemli özelliği vardır. Birinci özellik, nodülün kanser olup olmadığıdır. İkinci özellik, nodülün otonom yani başına buyruk çalışarak aşırı hormon üretimi ile ‘hipertiroidi’ denilen hastalığa yol açıp açmadığıdır. Üçüncü özellik ise iri nodüllerde rastlanan bası bulguları (nefes borusuna, yemek borusuna ve ses tellerine uyarı götüren sinirlere baskı) olup olmadığıdır.

Mekanik bası yapan veya kozmetik sorun oluşturan hayli iri nodüllü hastalarda tedavi cerrahidir. Hastanın tiroit hormonları normal ise cerrahi tedavi hemen uygulanabilir. Ancak birlikte hormon üretimi fazlalığı da eşlik ediyorsa önce antitiroit ilaçlar ile hormon seviyeleri normale getirilmeli ve sonra ameliyat edilmelidir.

Tiroit sintigrafisi (TS), nodülde kanser varlığı hakkında yardımcı olmadığı için gereksizdir. Kayda değer bir istisna olarak, TS ile otonom yani aşırı çalışan bir nodülün sıcak nodül olduğu anlaşılırsa, kanser riski çok düşük olacağından iğne biyopsisi yapılmaksızın tedaviye başlanmalıdır. Tek sıcak nodül varsa radyoaktif iyot tedavisi uygundur. Ancak  sıcak nodül çok büyükse veya çok sayıda sıcak nodül varsa cerrahi tedavi öngörülür. Bu hastalar birkaç haftalık ilaç kullanımı ile ötiroidi denilen normal hormon düzeylerine kavuşturulup ameliyat edilmelidirler.

Tiroit nodüllerinin büyük çoğunluğunu bası yapmayan ve fazla hormon üretmeyen nodüller oluşturur. Bu nodüllerin yüzde 5’i kanser olabilir. Paniğe kapılmadan aslında nodüllerin yüzde 95’inin kanser olmadığını bilmek, hangi nodüller için ameliyat gerektiğini öğrenmek ve yersiz ameliyatlara başvurmamak için bu konuda tecrübeli bir uzmanın değerlendirmesine ihtiyaç vardır.

En önemli tetkik ‘tiroit ultasonografisi’dir. Bir nodülde; sınırların düzensiz ve karışık yapılanmanın olması, hipoekojenite, toplu iğne başı gibi kalsiyum çökeltilerinin oluşu, aşırı kanlanma kriterlerinin belirlenmesi kanser şüphesini artırır. Bu durumda  öncelikle o nodüle iğne biyopsisi uygulamak gerekir.

Tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi (TİİAB), nodül değerlendirilmesinde olmazsa olmaz, altın standarttır. TİİAB bulguları; tanısal olmayan (I), iyi (II), önemi belirsiz atipi/folliküler (III), folliküler (IV), kanser kuşkulu (V) veya kanserli (VI) şeklinde gruplandırılabilir. I ve III’te 1-3 ay sonra TİİAB tekrar edilmelidir. Sonuç aynı gelmişse tanı için ameliyat gerekir. II’de TİİAB güvenilirliği yüzde 97’dir ki takip edilirler. Kanser riski; yüzde 15-45 olan IV’te, yüzde 60-75 olan V’te ve yüzde 97-99 olan VI’da ameliyat gerekmektedir.

Kitle etkisi ile bası bulguları oluşturan iri nodüllü vakalar ise kanser kuşkusu olmasa bile ameliyat edilmelidir. TİİAB sonucu iyi çıkmış tüm nodüller, yüzde 3 kanser ihtimali dikkate alınarak ultrason ile izlenmeye devam edilmelidir. Nodülde, yüzde 20 oranında veya her bir değerinde 2’şer mm’den daha fazla büyüme oluyorsa, iğne biyopsisi tekrarlanmalı veya  ameliyat düşünülmelidir. Nodüllerin büyümesine engel olmak için verilen tiroit hormonu tedavisi genellikle yararlı olmamakta, yaşlı kişilerde ve menopozlu kadınlarda çok hafif doz fazlalığı bile kemik erimesine ve kalpte ritim bozukluklarına yol açmaktadır. Nodüllü hastalarda TSH denen uyarıcı hormon yüksekse, onu normal sınırlara indirmek için böyle bir tedavi yararlı olabilir.

Önerim: “Gök Mavi, Ay-Yıldız Harekâtı”

"Kerkük'ün zindanına attılar meni/ Mazlumlar sürüsüne kattılar meni/ Bir yanımı dağladılar ateşle annem/ Ne suçum ne günahım yaktılar beni/ Türkmen obalarında yiten anneler…” Hüzünlendiğim bir türküdür, Kerkük Zindanı!
‘Irak çok mu ırak?’ şiiri yok mu, rahat yaşamımdan utandırıyor. “Oğuzam, Türkmenem… Bayatlardan Türkmenem/ Damarlarındaki asil kan, aslına çektiğin ırk menem…/ Can içre canan bilmişem gavim gardaş, nerdesen…”
“Selçuklu… sultanlarım adım atmış otağıma, kapıda karşılamışam civan-ı mert erlerimi…/ Musul’da Zengiler, Kerkük’te Kıpçak, Erbil’de Beg Teginliler adıyla Atabegleri kurmuşam, Türk’ün adını âlemlere duyurmuşam…”
“Ne zaman ki Türk birliğine diş bilemiş düşman…/ Yalın ayak koşmuşam Kafkas cephelerine, Sarıkamış harekâtına katılmışam/ Buz kesmiş yüreğim Allah-u Ekber Dağlarında, katmer katmer kefensiz donmuşam/ Çanakkale’de etten duvar olmuşam, göğüs göğüse çarpışmışam Allah vekil, bir adım geçirmemişem gâvuru öteye, üst üste cansız yığılmışam…”
“Nasıl ki harb-i cihanlarla zayıflamışam… yeraltı kaya yağlarım sulandırmış ağızları…/ Öyle ki et ve tırnak misali ayrılmışam, süt kuzu yavru gibi Anadolu’dan koparılmışam…/ Lord planları tayin etmiş kaderimi, Misak-i milli sınırlar dışına çıkarılmışam…/ Türk menem demişem, Türkçe söylemişem…/ Bayrağım göğün mavi yeli, ay yıldızım sen/ Yurdum Türkmen eli, can özüm sen/ Soyum sopum Türkoğlu…/ Oy men ölmüşem gavim gardaş, nerdesen…”
Bin yıldır Irak’ta varlık gösteren Türkmenler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den koparılarak Irak Devleti’nin vatandaşı olmuşlardır. Irak’ın üçüncü kalabalık unsuru olan Türkmenler, kimi zaman soykırıma maruz kalmışlardır. 14.07.1959’da Kerkük’te meydana gelen soykırım, Türkmenlerin yaşadığı en büyük facialardan biridir.
Irak’ın toprak bütünlüğünden taraf olan Türkmenler, Irak anayasasında üçüncü aslî unsur olarak tescil ve mecliste gerçek nüfusuna emsal oranda temsil edilmek, çoğunlukta oldukları yerlerde Türkmen yöneticilere görev verilmesini istemek, gasbedilen mülklerinin hukuk yolu ile iâdesi için mücadele vermekteler.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani ise 25 Eylül’de Irak’tan ayrılmak için bağımsızlık referandumu peşinde… Haziran 2014’te DEAŞ işgalinin engellenmesi ve Irak ordusunun çekilmesi sonrasında Kerkük, İKBY kontrolünde bulunuyor. Irak Anayasası, Kerkük'ü ‘bir bölgeye bağlı olmayan vilayet’ olarak tanımlıyor. Sözde kürdistan(?!) bayrağının asılması sonrası Kerkük İl Meclisi, bir sonraki hamlesini Irak Anayasasını ihlâl ederek Kerkük’ü referanduma katma kararıyla yaptı. Peşmerge, büyük petrol rezervlerine sahip olan Kerkük’ü topraklarına katmak istiyor. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli: “Bu referandum, kürdistan(?!) provasıdır, Türkiye için gerekirse savaş sebebi sayılmalıdır'' demişti. Barzani: “Her bir Kürdün bunun için savaşa hazır olduğu” sözleriyle rest çekmekte...
Soydaşlarımızın varlığını, ülkemizin güvenliğini ve bölge barışını tehdit edecek sözde Kürt devletinin kurulmasına meydan vermemesi gereken T.C. Hükümeti, bir dizi tedbiri almakta artık gecikmemelidir. Türkiye, referanduma karşı çıkan Irak Merkezi Yönetimi ve İran ile güç birliği yapmalıdır. Kerkük-Yumurtalık boru hattı ve Ceyhan limanından gerçekleşen petrol sevkiyatını durdurulmalıdır. Habur sınır kapısının kapatılması, Erbil ve Süleymaniye’ye olan uçak seferlerinin durdurulması, Erbil Başkonsolosumuzun geri çağrılması, IKBY’deki Kürt partilerinin Ankara temsilciliklerinin kapatılması, bölgedeki Türk şirketlerinin geri çağrılması gibi diplomatik ve ekonomik yaptırımlar, İKBY’ye geri adım attıracak önlemlerdir.
Türkiye, bir emrivâkiye karşı uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarına dayanarak gerekirse askeri müdahaleye de başvurmalıdır. Bunlar; dil, tarih, kültür ve soy birliğimiz olan Türkmen kardeşlerimize ve Selçuklu’dan sonra Osmanlı’nın mirası ve emaneti olan Türkmeneli yurduna karşı vazgeçemeyeceğimiz görev ve sorumluluklarımızdır. Olası bir operasyona naçizâne isim önerim: “Gök Mavi Ay-Yıldız Harekâtı”dır. Türk’çe ve Türkçü  kalınız…

Info for bonus Review William Hill here.