Menu
RSS
İlk Cemre Ne Zaman Düşer?

İlk Cemre Ne Zaman Düşer?

Cemre'nin Anlamı Nedir? C...

GÖNÜL RIZASI

GÖNÜL RIZASI

 Dünyada en iyi şey, gönü...

BETER OLUN!

BETER OLUN!

Her güzel şeyin başlangıc...

Fash-ı Muhabbet Grup Atışması "Dili Olan GELSİN"

Fash-ı Muhabbet Grup Atışması …

Eğer gülecekse benim yüzü...

AH GÖNÜL AH

AH GÖNÜL AH

Şimdi sizlere ‘Gönül neyi...

EMİRDAĞ’A GÜZELLEME

EMİRDAĞ’A GÜZELLEME

9 Şubat Cumartesi günü il...

Bir'İz Unutulmaz Bir'İz Bıraktı

Bir'İz Unutulmaz Bir'İz Bıraktı

BİR’İZ EDEBİYAT; ŞİİR, KÜ...

Fash-ı Muhabbet Grup Atışması "Kaldı Yüreğim"

Fash-ı Muhabbet Grup Atışması …

Maziye dalıp gittim hayal...

Memurlar hangi ek işleri yapabilir ?

Memurlar hangi ek işleri yapabilir …

Öğretmen ücretli ders ver...

NEDEN 7 (YEDİ)

NEDEN 7 (YEDİ)

Neden 7 cihan İstanbul i...

Prev Next
Editör

Editör

İlk Cemre Ne Zaman Düşer?

Cemre'nin Anlamı Nedir?
Cemre, ilkbahar başlangıcında yedi gün arayla önce havada sonra suda ve son olarak da toprakta oluştuğu düşünülen sıcaklık artışını ifade eden bir tabirdir.
Meteorolojik bir olay olarak takvimlerde ilkbahardan önce birer hafta aralıkla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan ısıtıcı güç veya sıcaklık yükselmesi olarak tanımlanır.
Cemre Arapça kökenli bir sözcüktür ve “kor, ateş” anlamına gelmektedir.
Kor bir ateşin -ki bu baharla birlikte güneş ışınlarının dünyaya daha kuvvetli yansımasıdır- hava, su ve toprağa etki etmesiyle ısınmanın gerçekleşmesini ifade eder.
Isının hava, su ve toprakta yarattığı etki için “düşmek” fiili kullanılmıştır.
Anadolu’da yaygın olarak kullanılan geleneksel halk takviminde yıl, ”Kasım günleri” ve ”Hızır günleri” olarak kış ve yaz şeklinde ikiye bölünmektedir.
Kasım günleri, miladi takvime göre 8 Kasım’da başlamaktadır ve 179 gün sonra 5 Mayıs’ta sona ermektedir.
Kasım günleri, 4 yılda bir şubat ayı 29 çektiği zaman 180 gün olmakta, hızır günleri ise 6 Mayıs’ta başlayarak 7 Kasım’a kadar 186 gün sürmektedir.
Cemrelerin düşmesi, Kasım günlerinden Hızır günlerine, başka bir ifadeyle kıştan bahara geçişin sembolleri olarak gösterilmektedir.
Halk arasında cemre düşmesiyle birlikte Hıdırellez ve nevruz kutlamaları başlamaktadır.
Varsayıma göre birinci cemre 20 Şubat’ta havaya, ikinci cemre 27 Şubat’ta suya ve üçüncü cemre 6 Mart’ta (artık yıllarda 5 Mart) toprağa düşer.
Birinci Cemrenin 20 Şubatta havaya, İkinci Cemrenin 27 Şubatta suya, Üçüncü Cemrenin 6 Mart’ta (artık yıllarda 5 Mart) toprağa düştüğü varsayılır.
Kuş cıvıltılarına, rengarenk çiçeklere ve ağaçlara, yemyeşil kırlara ve de en önemlisi gönül yaylarınızın gevşemesine hazır mısınız?

BETER OLUN!

Her güzel şeyin başlangıcında mutlak bir vesile saklıdır. Ya da güzel bir tesadüf. Yeter ki insanın alnına yaşanacak bir güzellik yazılmaya görsün. Tıpkı Bir’iz Edebiyat’ın Afyon’un Emirdağ ilçesinde 09.02.2019 Cumartesi günü gerçekleştirdiği şiir ve müzik etkinliğinde olduğu gibi.
 Sanal alem sınırları olmayan bir ülke gibidir. Öyle reel coğrafyalarda olduğu gibi ne belli sınırlardan teşekkül eder, ne de giriş için pasaport gereklidir.
 Bir’iz Edebiyat olarak Pazar günleri Türkiye’nin her köşesinden eli kalem tutan şair dostların katılımı ile Fasl-ı Muhabbet gurubumuzda yaptığımız atışmalara fasl-ı Muhabbet gurubu yöneticisi Nurgül Kaynar YÜCE hanımefendinin daveti ve teşviki ile Emirdağ’dan katılan Emirdağ Milli Eğitim Şube Müdürü sayın Mustafa ZİNCİRKIRAN’ın ‘’Bir hafta da Emirdağ ile ilgili bir ayak verebilir misiniz’’ ricası üzerine işin böyle güzel bir noktaya varacağını bilmeden memnuniyetle kabul ettik. Aslında o hafta Emirdağ’la ilgili verdiğimiz ayağın Bir’iz Edebiyat ile Emirdağ arasındaki kurulan köprünün temelini oluşturduğunu yaptığımız bu etkinlik sonrasında anladık. Atışma dörtlüklerinin Emirdağ yerel basınında yayımlanması üzerine konudan haberdar olan Emirdağ Belediye Başkanı sayın Uğur Serdar KARGIN Bey Mustafa ZİNCİRKIRAN Beyefendi vasıtası ile Emirdağ’da Bir’iz Edebiyat olarak şiir ve müzik içerikli kültürel bir etkinlik yapıp yapamayacağımızı sorduklarında bizlerde sanatın gönüllü ordusu olarak bu konuda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu ilettik. Nihayetinde 09.02.2019 Cumartesi sabah Emirdağ yolculuğumuz başladı.
Sanatçılarımız Metin Yılmaz POYRAZ, Serpil ASAR; Şairlerimiz Hüseyin ZARAR, Kadir ORAKÇI, Adem YAZAR, Muzaffer DENİZ, İbrahim BEKLER, Abdullah GÜLDEREN, Hayali, Nurgül Kaynar YÜCE, Bayram YELEN, Küçük şiir yorumcumuz Ayşenur KARAKILIÇ ve Ben deniz Aydın YÜKSEL’den oluşan sanat ekibimizle yola çıktık.
 Bu tür organizasyonlarda yapılacak etkinliği genellikle hem talep eden hem de arz eden düşünsel olarak zihin dünyasında şekillendirir. Olumlu veya olumsuz birçok şeyi tasavvur eder. Herkesin bildiği üzere Bizim Bir’iz edebiyat olarak olmazsa olmazımız sıfır siyaset ve her türlü siyasi reaksiyondan uzak durmaktır. Bu yüzdendir ki dünya görüşü farlı bir çok arkadaşla sanat yolunda gayet muntazam bir şekilde yol almaktayız. Doğrusu Emirdağ’a varana kadar belediye başkanının hangi siyasi partiden olduğunu sormadık. Zira bunu sorma gereği bile duymadık. Çünkü biz işin sadece sanat kısmıyla ilgileniyorduk. Hatta yazım bittiğinde bile bu soruya cevap bulamayacaksınız. Her ne kadar biz olaya yalnızca sanat penceresinden bakıyor olsak da sonuçta Emirdağ’a gidiş sebebimiz bir siyasi kurum sayesinde olmuştu. Dolayısıyla kafamızda bazı ‘acaba’ların olması gayet doğaldı.
Kafa dengi ve sanatsever bir şoför ağabeyimizin mihmandarlığında yol boyu şarkı ve şiirler söyledik. Eğlenceli bir yolculuğun ardından kendimizi Emirdağ’a uladık. İlk olarak ilçenin girişinde belediyenin yaptığı ve Çanakkale’deki anıtın yedide bir küçültülmüş minyatürü olan şehitlik anıtını ziyaret ettik. Son derece güzel ve anlamlıydı. Şehre girince Bizleri ilk olarak samimi ve güler yüzlü bir adam karşıladı. Adam diyorum çünkü her yönüyle muhkem bir adamdı sayın Yavuz ÖZTUNCER. Emirdağ’da beden eğitimi öğretmeni olduğunu sonradan öğrendiğimiz Yavuz Bey aslen Amasya’lı olmasına rağmen Emirdağ’la bütünleşmiş yıllarını Emirdağ’da geçirmiş sıcak kanlı ve pozitif bir insan.
 Ben sunum yapacak olmam hasebi ile İbrahim BEKLER hocamı ve Hayali’yi yanıma alarak hazırlık yapmak maksadı ile doğrudan salona geçtim. Karşımızda ses sistemi gayet güzel ve mütevazi bir salon bulduk. Biz hazırlığımızı yaparken konuklar gelmeye başladı. Küçük bir şehir turu yapan diğer arkadaşlar da geldi. Akabinde belediye başkanı sayın Uğur Serdar KARGIN ve Milli Eğitim Müdürü sayın Gürkan EMEKSİZ Salona teşrif ettiler. Salonda yer bulamayan gençler sırtını duvara verip sahneye odaklandılar. Saygı duruşu ve istiklal marşının ardından açılış konuşması için ilk sözü sayın başkana verdik.
 Konuşması ilerledikçe hem rahatladım hem de Emirdağ için hiçbir şeyin siyasete kurban edilemeyeceğinin bilinciyle hareket ettiğini anladım. Çoğu siyasetçi için hele de seçim arifesinde olduğumuz bir dönemde böyle bir ortam bulunmaz bir nimet olsa da Uğur Bey siyaset üstü bir duruş sergileyerek siyasetin sokağına hiç uğramadan ve siyaseten tek kelime dahi etmeden konuşmasıyla sanata verdiği değeri vakur bir eda ile ortaya koydu. Dahası cebinden çıkarıp okuduğu güzel bir şiirle salondan büyük alkış aldı.
Yazımın başlığını okuyanların hala merakının giderilmediğini biliyorum. Lakin biraz sabır.
 Başkanın konuşmasından sonra Bir’iz Edebiyat başkanı sayın Adem YAZAR’ın konuşması ve şiiri ile başladığımız sanat resitali şairlerimizin okuduğu birbirinden güzel şiirler, sanatçılarımızın söylediği güzel şarkılar ve şarkılı şiirli düetlerle devam etti. Özellikle Hayali’nin ve Hüseyin ZARAR’ın Metin Yılmaz POYRAZ ile yaptıkları düetler son derece profesyonelce ve güzeldi. Salondaki izleticiler keyifli anlar yaşadı. Program devam ederken Mustafa ZİNCİRKIRAN hocam kulağıma Yavuz hocanın çok güzel şiir okuduğunu fısıldadı. Kaçırır mıyım bu fırsatı. Hemen anons ettim. Yavuz hocaya da sürpriz oldu. Sahnede enfes bir şiir yorumladı. Akabinde Emirdağ şiiri okuyan Mustafa ZİNCİRKIRAN ve Emirdağlı şairimiz Müslüm EROL ile birlikte en çok alkışı alanlardan oldu. Şiir ve müzik yolculuğumuz devam ederken fısıltı gazetesi yine iş başında idi. Bu sefer Mustafa hocam elime not yazılı bir peçete tutuşturdu. Bir an kendimi sahnede istek parça alan sanatçılar gibi hissettim. Bu sefer kağıtta Emirdağlı bir avukat olan Ahmet Şahbaz hocamızın adı yazıyordu. Anons ettim alkışlar eşliğinde kürsüye çıktı. Küçük bir şiir okuyup ilginç bir konuşma yaptı. Konuşmasının sonunda da sanat ekibimize dönüp ‘’Bir’iz Edebiyat; burada müthiş işler yaptınız. Harikasınız. BETER OLUN’’ dedi. Ahmet beyin yüreğinin en derininden gelen bu ses bizim çok daha iyi olmamızın yüzümüze karşı en güzel ifadesi idi. Bir güzellik ancak bu kadar etkili ve çarpıcı anlatılabilirdi. Hep birlikte güldük. Programın sonuna doğru Kadir ORAKÇI’nın okuduğu ’FORD’ şiiri ile birlikte Kadir ORAKÇI/Nurgül Kaynar YÜCE atışması salonda büyük bir kahkahaya neden oldu. Her güzelliğin bir sonu olduğu gibi yaşadığımız bu güzel anlarında sonuna gelmiştik. Programın finalini sanatçımız Serpil ASAR’ın o muhteşem sesinden dinlediğimiz Metin Yılmaz POYRAZ’ın iki güzel bestesi ile sonlandırdık.
 Programın sonunda sözü yine ilk başlatana verdik. Sayın başkan Uğur Serdar KARGIN’ın konuşmasından, yaptığımız işin ne kadar güzel ve anlamlı olduğunu, ne denli gönüllere dokunduğumuzu anlamak hiçte zor olmadı. Zira sayın başkan ısrarla yaz aylarında Emirdağ’da gurbetçilerle yaptıkları festivalde aynı ekibi görmek istediğini belirtti.
 Bizlerin; Bir’iz Edebiyat olarak çıkardığımız kitapları takdimimize karşılık başkan ve beraberindeki dostlarımızda bizlere Emirdağ kültürünü simgeleyen Topakev Çadırı, Emirdağ lokumu ve Emirdağ’ı konu alan kitaplar sundular.
 Karşılıklı hediyeleşmenin ardından belediye binasından ayrıldık. Dostlarımızın bize yemek ikramından önce yine Emirdağ için değerli bir isim olan Nurettin DİKER bey ve Yavuz hocanın refakatinde küçük bir çarşı turuna çıktık.
Gezerken dikkatimi en çok çeken şeylerden biri; Esnafının dürüstlüğü oldu.
Bir haşhaş dükkanına girdik. Alışveriş yaparken kenarda duran iri nohutlar dikkatimizi çekti. Almak istediğimizde esnaf kardeşimiz ‘’o nohut ithaldir, yerliler kadar lezzetli olmaz ona göre tercih edin’’ dedi. Bizde teşekkür ettik.
Sonra başka bir dükkana girdik. Alışveriş yaparken peynir kalıbını andıran sarı bir gıda dikkatimizi çekti. Sorduk ‘’bu nedir?’’ diye. Yazlık helva dedi.
‘’Peki neden böyle sap sarı?’’ Dükkan sahibi lafı hiç eğip bükmeden ‘’içinde renklendirici var’’ dedi.
İnsanın bir kuruşunu alabilmek için türlü entrikanın çevrildiği şu çağda kazanacağı paradan olmak pahasına da olsa dürüstlüğünden ödün vermeyen Emirdağ esnafına yürekten teşekkür ediyorum. Harikasınız. BETER OLUN!
 Gezerken Nurettin bey bizi iki yere götürdü.
Birincisi Belediye Aşevi. ‘’Buradan yaklaşık 650 yoksul yaşlı ve muhtaç aileye mütemadiyen yemek veriliyor’’ dedi. Gelmekten utanan veya yaşlı olup ta gelemeyenlere belediye araçla servis yapıyor’’ dedi. Daha sonra ‘’HIZIRAY’’ denilen yere gittik. Orada da sistem çok enteresan. Yetkililer asla para kabul etmiyor. Hayır yapmak isteyen varlıklılar, giyim ve ev aletleri anlamında aklınıza gelebilecek ne varsa alıyor ve resmi işlemlerle HIZIRAY’a bağışlıyor. İhtiyaç sahipleri de gidip oradan ihtiyacını temin ediyor. Ve herkesin malumu askıda ekmek uygulaması. O da mevcuttu Emirdağ’da. Ben şahsen belediye başkanının ekibiyle birlikte yaptığı bu sosyal uygulamaları görünce aklıma Osmanlı’daki sadaka taşları geldi. Hem duygulandım hem de Sayın başkan Uğur Serdar KARGIN gözümde bin kat daha yüceldi. Aslında vicdan sahibi her insanın hep hayal ettiği şeyler bunlar.
Ama bizlerde hayal olan şeyler Emirdağ’da gerçek işte.
Ne kadar iyisin sayın başkan. BETER OL. Ol ki daha çok insan sevinsin.
 Güzel bir etkinliğin ardından Emirdağ’a sanat götürüp sevgi almış olarak dönüşe geçtik. Teşekkürler sayın başkan Uğur Serdar KARGIN, teşekkürler Milli Eğitim Müdürüm sayın Gürkan EMEKSİZ, Teşekkürler koca yürekli adam Yavuz ÖZTUNCER, teşekkürler Emirdağ’ın sanal sesi Nurettin DİKER bey, teşekkürler Avukat sayın Ahmet ŞAHBAZ bey, teşekkürler sayın Mustafa ZİNCİRKIRAN hocam, teşekkürler EMİRDAĞ.
Sizi çok sevdik.
Siz çok iyisiniz.
BETER OLUN. 
Saygılarımla. Aydın YÜKSEL.

Fash-ı Muhabbet Grup Atışması "Dili Olan GELSİN"

Eğer gülecekse benim yüzüme
Var edenim gülsün kul'u neyleyim
Tatlı muhabbetler dolsun özüme
İçim haz'la dolsun zül'ü neyleyim...İsmet ANİK/Tokat

Her canlının saçı, yakışır başa,
Dökülmeyen saç, kimdedir paşa,
Alnımız açıktır. söz geçmez taşa,
İster tek kıl kalsın, teli neyleyim...İbrahim BEKLER (Yörük Beyi)/Ankara

Sevgisiz bu hayat boşumuş meğer
Seven bir gönül bin gülşene değer
Seven gönüller de açmazsa eğer
Varsın hepsi solsun gülü neyleyim ...Murat MERAL/Londra

Istarı kurup da ilmeği attım
İğnenin ucunu aşk ile tuttum
Gönül tezgahında eridim bittim
Kokmuyorsa solsun gülü neyleyim...Nurgül KAYNAR YÜCE/K.Maraş

Kör ahmet belli ki kökünden deli
Hanımı dert çekmiş bükülmüs beli
Istemem ğardaşım topalı keli
Olursa kız olsun dulu neyleyim…Bekir CILA /Hatay

Katiyyen ayırmam her çiçek güzel
Demem sümbül solsun gülü neyleyim
Her canlı kıymetli her böcek özel
Demem arı ölsün fili neyleyim...Adem YAZAR(İlhâmi)/Ankara
Ah nazlı yâr seni arar dururum
Başımı taşlardan taşa vururum
Vuslat için her an hayâl kurarım
Sensiz varsın ölsün solu neyleyim...Nurgül KAYNAR YÜCE/K.Maraş

Kıskanır güzeli yüreğim ağlar
Sanırım üstüme devrilir dağlar
Benim olmayan tüm bahçeler bağlar
Sararıp da solsun, gül'ü neyleyim...Kıymetî/Ankara

Gönül sabreylesin dişini sıksın
Benlik sarayını temelden yıksın
Zerrece var ise gözlerim çıksın
Isteyenler alsın malı neyleyim...Küçü Ahmet ARSLAN/Mersin

Aşk halinde olan yarini bulsun
Aşkı bilmeyenler sararıp solsun
Derya denizine bereket dolsun
Rızkı olan gülsün, sal’ı neyleyim...Selahattin ACUN/Adana

Bülbül ahu zarda olduktan sonra
Gül-i zara hicran dolduktan sonra
Gönül gam yükünü aldıktan sonra
Solar ise solsun gülü neyleyim... Aydın YÜKSEL/Ankara

Derdimin dermanı tabib elinde
Yıllarca dolaştım kenan ilinde
Savruldum çöllere seher yelinde
Yarama el vursun yol'u neyleyim...Dindari/Osman DİNDAR/İstanbul

Isterim dostumdan hatrımı sorsun
Dürüst olsun yeter isterse yersin
Arkamdan demesin yüzüme vursun
Birtek yaren kalsın eli neyleyim…Yasemin GÜNEY ALBAYRAK/Kocaeli

O nazlı yarime küskün gibiyim..
Çekilmiş bıçağım keskin gibiyim...
Kapattım göynümü suskun gibiyim...
Kalbimde yar ÇALSIN, ZİLİ neyleyim...Sami YAĞMUR/Kırşehir

Gülüne zar eder bülbülün dili
Sevdadan savruldu Kerem'in külü
Çeşmi pınarımdan dökmüşüm seli
Deniz taşıp dolsun gölü neyleyim...Sivaslı Deruni

Bağımda sam yeli estikten sonra
Bülbülden umudu kestikten sonra
Güllerimiz surat astıktan sonra
Ne çalarsa çalsın teli neyleyim...Küçük Ahmet ARSLAN/Mersin
İnternet çekmiyor dostlar üzgünüm
Çeken yer bakmakla geçiyor günüm
Sizinle beraber inanın yönüm
Turkcel çare bulsun teli neyleyim…Mustafa KUTLU/Çayeli/Rize

Oturmuş meydana, mecbur dinlersin.
Konuşup dordukça,kalpten inlersin.
Geçmeyen zamanla ,orda tünlersin.
Günler mutlu KILSIN,YILı neyleyim...Kurban SARCAN/Gölcük/ Kocaeli

Duyanlar gelmesin uyanan gelsin
Benimle bu yola dayanan gelsin
Hakkın boyasına boyanan gelsin
Bırak davul çalsın deli neyleyim…Bâtın-i Sivas

Garip nasıl ka-der karadan demiş
Kurtulmaz bedenim yaradan demiş
Huzuruma gelsin Yaradan demiş
Bulan beni bulsun kulu neyleyim...Sivaslı Derûni

Haramdan korusun yaradan bizi
Doğru yol üzere savursun tozu
Herkes sarilacak o beyaz bezi
Helal soğan olsun balı neyleyim…Yasemin GÜNEY ALBAYRAK/Kocaeli

Gönlüm ahu zarda,kendim çaresiz.
Kapılmışım sele,yolum belirsiz.
Giderim meçhule dostlar ilgisiz.
O yar haber salsın,eli neyleyim…KILIÇ'I(Zülfikar KILIÇ)/Kayseri

Pare pare oldu düçar yüreğim
Kuşlar gibi kanat açar yüreğim
Herdem sevgiliye uçar dileğim
Cümle alem bilsin pul'u neyleyim...Dindari/Osman DİNDAR/İstanbul

Dâima doğrudur Hak söyler sözüm
Ol yüce Mevlaya bağlıdır özüm
Senden başkasını görmüyor gözüm
Nolur birkez gülsen eli neyleyim...Kadir ŞAHİN/Sivas

Dikkat et! kemiksiz 'Dil' neyi söyler
Nereden bilirsin 'Lal' neyi söyler!
Sahibi Mevladır 'Kel' neyi söyler
Hal'e gülen gülsün 'kıl' ı neyleyim…(Çırak Sadık/Ankara)

Saygıdan sevgiden haberin yoktur
Artık yalanına karnımız toktur
Senin gibi insan dünyada tektir
Ne gıcık bir kulsun, kılı neyleyim...Kıymetî/Ankara
Elbette zorludur sevdanın yolu
Bazen düzdür, bazen yoruyor zulü
Kimini eyledi divane deli
Seven hâr/a dalsın külü neyleyim…Yasemin GÜNEY ALBAYRAK/Kocaeli

Gözlerim yollarda beklediğimi
Bağrıma bulutlar yüklediğimi
Her gün şu postayı yokladığımı
Dileğim yar bilsin eli neyleyim...Hatice ŞAHİN/İstanbul

Zalimler ateşe verdi hasadı
Zehirle bozuldu ağzımın tadı
Mezara götüren dertler başladı
Arılar da ölsün balı neyleyim…Ramazan DEMİRTAŞ/K.Maraş

İnşirah eylese ama gözlerim
Lal olur sözlerim tutmaz dizlerim
Silinir topraktan ayak izlerim
Sade kefen olsun tül'ü neyleyim...Dindari/Osman Dindar/İstanbul

Kalbin tercümanı bil ki göz yaşı
Odur tek gerçekçi,suskun söz başı
Taş kalpliye bile,bir mihenk taşı
Kıymet bilen gelsin,pulu neyleyim...Lokman GÜL/Gerede/Bolu

İster ise olsun canıma canan
Derbeder olsamda dilemem aman
Dert verdiği gibi her derde derman
Veren Allah bilsin kulu neyleyim... Murat MERAL/Londra

Bülbül figan eder.dostun bağında.
Açmaz oldu güller,gönül dağımda.
Tipi boran sardı,Temmuz ayında.
Bütün sazlar çalsın,teli neyleyim…KILIÇ'I(Zülfikar KILIÇ)/Kayseri

Gönül bağımıza ektim amma gül
Menekşeler küstü sarardı sümbül
Kargalar tünedi göç eti bülbül
Bırak dalda solsun gülü neyleyim…Ramazan DEMİRTAŞ/K.Maraş

Aynaya hiç bakmaz elleri kınar,
Edepten susarsın sabrını sınar
Kimi çalı olur, kimisi çınar
Bizi bilen bilsin, eli neyleyim...Çırak Sadık/Ankara

Şu dünya malına doymamak niçin?
Gözü doymak bilmez tamahkar açın
Şükretmek önemli mutluluk için
Küçük evim olsun yalı neyleyim…Hasan KAMBAY/Kambayi/İstanbul

Ruhumu kaplayan Temmuz güneşi
Eza'da Cefa'da bulunmaz eşi
Eğer yanacaksa yürek, Ateşi
alyanaktan alsın, çölü neyleyim...İsmet ANİK/Tokat

Canan feryat eder bizden ırakta
Aklım endişeyle kaldı merakta
Gam yüklü kervanım bekler durakta
Başka yöne salsın çölü neyleyim...Küçük Ahmet ARSLAN/Mersin

Besmele çekerek yazmaya geldim
Azı benim olsun, bolu neyleyim.
Başlamadan önce coşkun bir seldim
Söylemezse kalsın, dili neyleyim…Mustafa ZİNCİRKIRAN(Behlül)/Emirdağ/Afyon

Toprak önemliyken betona akın!
Doğal ortam yoksa felaket yakın!
Erozyona önlem fidanlar dikin
Etraf yeşil olsun çölü neyleyim…Hasan KAMBAY/Kambayi/İstanbul

Kimdir kainata nimeti seren
Çiftçidir ürünü tarladan deren
Topraktır aracı Allahtır veren
Kili olan gelsin zili neyleyim…A.ÇELEBİOĞLU/Düzce

Hayali gözümde name yazdırı
Her gün icten ice yaram azdırır
Bir hasret türküsü çalar gezdirir
Kim çalara çalsın teli neyleyim...Hatice ŞAHİN/İstanbul

Zaman geldi geçti elloldu yaşım
Dümene girmedi bir türlü işim
Saçlarım dòküldü kel oldu başım
Sabun sizin olsun kili neyleyim…Kadir ŞAHİN/Sivas

Aşka ilham verir bülbül ile gül
Sevdiğini düşün hayâl edip gül
Sevip sevip sonra olmayasın kül
Yeter ki o bilsin, eli neyleyim…Mustafa ZİNCİRKIRAN(Behlül)/Emirdağ/Afyon

Sohbetin tadına varan varana
Şiir dergahından deren derene
Ham gelip pişerek eren erene
Gerçek lham gelsin folu neyleyim...Bülent ARKAN

Şair palandöken yúzúnü göster
Adalete karşı özünü göster
Yüce hakka ayan sözünü göster
Kefenlik bir kulsun çulu neyleyim
Hayat anlam bulsun pulu neyleyim…Çakırgöz PALANDÖKEN, Ünzile GÜRBÜZ
Muhabbet kurulmuş, bayanla beyle,
Kul Garip görünmez, olur mu böyle.
Bayrak arar durur, git ona söyle,
Ayyıldızı alsın, çulu neyleyim... Ekrem GÜL(Kul Garip)/Niğde/Bor

Muhabbetin hası burda yapılır
Nice aşık meşke aşk'a kapılır
Seçkin dizelerle tohum sepilir
Şair olan gelsin eli neyleyim...Bülent ARKAN/Ankara

İçerimde yanar iken aşk 'od'u
Bülbül dile gelsin, gülü neyleyim
Vuslat bulur ise aşıkla maşuk
Bırak yanıp kalsın, gölü neyleyim…Mustafa ŞİRECİ/Malatya

Başımda sevda var kovsam gitmiyor
Çocuk gibi kızıp dövsem gitmiyor
Savmasam gitmiyor savsam gitmiyor
İstiyorsa kalsın eli neyleyim…Ziyâ NÛRDAN/Ankara

İnsanın Dünyada, en büyük kârı,
Yüzünde olmalı, edebi arı.
Bahar geldi erir, dağların karı,
Dicle, Fırat dolsun, Nil'i neyleyim...Ekrem GÜL(Kul Garip)/Niğde/Bor

Ömür senden ne kaldı ki elime
Hasret koydun vatanıma élime
Ölür isem şu gurbette ölüme
Eşim dostum gelsin éli neyleyim...Abşari/Gaziantep

Dökülen yerine dişim bitmedi
Hayalim bulmaya yaşım yetmedi
Daha çalışırım işim bitmedi
Pazartesi gelsin salı neyleyim…A.ÇELEBİOĞLU/Düzce

Gözlerim kamaştı görünce ani
Mercan kehribardan halkolmuş teni
Ürdüne mardine değişmem seni
Zaten sen bir balsın balı Neyleyim…Bekir CILA/Hatay

Batın-i yar olmaz elde güzelden
Haberin yok ise ervah ezelden
Tövbeye durasın hemen tezelden
Hakka giden yolsun dili neyleyim…Bâtın-i /Sivas

AH GÖNÜL AH

Şimdi sizlere ‘Gönül neyimiz?’, ‘Gönül ne?’ desem herkes, bir cevap verecek ve ortak cevap da ‘Her şeyimiz’olacak gibime geliyor.
 Soruyu önce kendime sorup anlatayım gönlü sizlere hele bir:
 TDK Sözlük; ‘Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı; İstek, arzu’ diye tanımlıyor gönlü. Olduğu gibi katılıyorum ben de sizler gibi. Katılıyorum ama aşağıdakileri de eklemeden edemiyorum işte. Eklemelerime katılmayanlara; eklemelerimi yanlış, eksik, hatalı bulanlara da saygı duyuyorum tabi. Herkesin gönlü kendine, herkesin gönül tanımı da kendine ama herkesin vaz geçilmezi de gönül işte.
 Başlı başına bir meselesin ey gönül! Nelere kâdirsin sen nelere!
 Yazın olur kışın olur; kırarsın, kırılırsın. Gönül yıkansın, gönül verensin. Gönül ile oynayansın.
 Ara sıra sığınansın; sığındıransın ara sıra; hep sığınaksın.Arada bir avsın,arada birde avcı. Kimi zaman arayansın, aranansın kimi zaman.Cansın canansın; ansızın can evinden vuransın.
 Arkadaşsın, dostsun. Dostu düşmanı bilensin; bildirensin her daim. Defterinden silensin, defterine yazansın.Yârsin, yaransın. Yüreksin, yürek yarasısın; yaralara emsin ey gönül!
 Bağsın bazen, bazen bağbansın. Baharsın, hazansın. Bizi hayatahem bağlayansınhem de hayata küstürensin.
 Bazı bazı ferman dinlemezsin. Fethedensin, fethedilensin. Türkülerin, ağıtların, şiirlerin, şarkıların özü; şairin dimağı; ozanın eli ayağısın; bestesin, güftesin; sazsın, mızrapsın bazı bazı.
Çocuksun, gençsin, yaşlısın; yaşarsın, kocamazsın ey gönül.
 Gün be gün dertsin, dermansın. Çözensin, çözülensin.Borçsun, alacaklısın, borçlusun.
 Dokunursun, dokundurursun; girersin çıkarsın; çalarsın, çelersin; düşersin, düşürürsün; avunursun, avutursun; eğlenirsin, eğlendirirsin.
 Yanansın, yakansın gün be gün. Bir gün karasın bir gün pirüpaksın. İkidebir toksun, ikidebir aç.
 Kimi zaman akılsın, iradesin kimi zaman. Aklımızla ayrıştığını söyleyenler olsa da aklımızın yarısı, aklımızın ilacı, aklımızın desteğisin. Aklımız erdiği andan önce de içimizin gücüsün; gücümüzsün, takatimizsin.Kimine darsın,kimine bolsun niyeyse ey gönül!
 Kimsesizlerin kimsesisin.Özelsin, güzelsin; seçensin, seçilensin; sırsın,sırdaşsınher daim.
 Yeri gelir sitemsin, yeri gelir şikâyetsiz, yeri gelir tesellisin. Evet, evet; bir günden bir güne isyan değilsin ey gönül!
 Akansın, çökensin. Bulanansın, çekensin, çelensin, düşensin zaman zaman. Tuz ekmek hakkısın.Yolsun, yolcusun; kılavuzsun her daim.Zaman zaman zorsun, müşkülsün; çözümsün zaman zaman.
 Daha daha nesin bilmem ki. Nesin sen böyle ey gönül!
 Ah gönül ah!
 Sana son hitabım Bestami YAZGAN’ın ‘Gülü İncitme Gönül’ şiiriyle işte ey gönül!
Çiçeklerle hoş geçin
Balı incitme gönül
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül
 
Konuşmak bize mahsus
Olsa da bir güzel süs
Ya hayır de yahut sus
Dili incitme gönül
 
Sevmekten geri kalma
Yapan ol yıkan olma
Sevene diken olma
Gülü incitme gönül
 
Başın olsa da yüksek
Gözün enginde gerek
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül
 
Mevlâ verince azma
Geri alınca kızma
Tüten ocağı bozma
Külü incitme gönül
 
Dokunur gayretine
Karışma hikmetine
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.
Bestami YAZGAN(1957, Osmaniye)

Info for bonus Review William Hill here.