Menu
RSS
HESAPLAŞMA

HESAPLAŞMA

Bir su gibi akarak ömür g...

Farkında mıyız ?

Farkında mıyız ?

“Sen ne geçebilirsin yard...

ANA YÜREĞİ

ANA YÜREĞİ

Ayrılalı kaç yıl oldu say...

Bir Tespih Hikayesi

Bir Tespih Hikayesi

Emektar doktor abimiz eme...

Hurma zeytini

Hurma zeytini

Arabamız su kaynatmasa du...

Birisi sizden aracınızı istediği zaman !

Birisi sizden aracınızı istediği za…

Arababamda çekiş düşüklüğ...

YENİ ASKERLİK SİSTEMİNDE NELER VAR?

YENİ ASKERLİK SİSTEMİNDE NELER VAR?

Askerlik süresini 6 aya d...

Eskişehir’deki Emirdağlılar Vakfı Başkanı Hasan Murat Kahya, yeniden başkan seçilerek güven tazeledi

Eskişehir’deki Emirdağlılar Vakfı B…

Eskişehir’deki Emirdağlıl...

ÜZENLERİN ÜZÜLDÜĞÜ VAKİT'DE GELİR

ÜZENLERİN ÜZÜLDÜĞÜ VAKİT'DE GELİR

Ertesi gün ameliyat olaca...

BABALIK BÖYLE BİRŞEY..!

BABALIK BÖYLE BİRŞEY..!

Delikanlı 16 yaşında iken...

Prev Next

AKLIM MARDİN’DE KALDI

AKLIM MARDİN’DE KALDI

           Her şeyde bir hayır vardır derler. Devlet memuriyetinin cilvelerinden biri de sürgün edilmektir. Nasıl ki geçen yılın Ekim ayında Emirdağ’a sürgün geldiğim gibi, 2008 yılında da Kahramanmaraş’ta görev yaparken dört Maraşlı arkadaşımıza yer açmak için iki şube müdürü iki de müdür yardımcısı sürgün edildik. Tabii buradaki gibi sürgün olduk ama, atandığımız ilin/ilçenin insanlarının bunda bir dahli yoktu ve olamazdı da. O sebeple sanki kendi isteğimizle atanmışız gibi görev yaptım ve Mardin’de güzel dostluklar kuruldu. Mardin’de tanıştığımız insanlardan halen görüştüğümüz arkadaşlarımız var. Böylelikle Dargeçit hariç diğer ilçelerini görmek ve oraları tanıma fırsatım da oldu. Bu yazımda Mardin’le ilgili edindiğim intibalarımı ve sonunda da yazdığım şiirimi sizlerle paylaşmak istedim.

            Mardin il merkezi ve Midyat, Savur gibi bazı ilçelerinde taş işçiliğinde çalışan ustalar mesleğinin zirvesine çıkmışlar. Eskiden kalmış ve yeni ortaya çıkan taş bina süslemelerini görünce bende bu kanaat hâsıl oldu. Kasımiye ve Zinciriye medreseleri, şimdi olgunlaşma enstitüsüne dönüştürülen kız meslek lisesi, Cami ve kilise gibi mabetler ile postane binası gibi eserleri görenler ne kadar haklı olduğumu anlamışlar/anlayacaklardır. Mardin’de evlerin altından geçen çok sayıda dar sokaklar var ki çok güzelim taş kemerlerle süslü olan bu geçitlere Abbara deniliyor. Tarihi eserlerin önünde tanıtım yapmak üzere turist bekleyen çocukları tanıdım. Hepsi bizim ilköğretim okullarımızda öğrenciler ve tatlı şiveleriyle nefes almadan o eserin tarihçesini anlatan bir teyp kaseti gibi tanıtım yapıyorlardı. Sizi gezdiriyor ve tanıtım sonunda uğurluyorlar. Verirseniz de az çok bir cep harçlığı alıyorlar vermezseniz de seslenmiyorlar. Aynı durum Diyarbakır’da da var. Gezici bir gurup görünce hemen etrafını sarıyorlar ve başlıyorlar tanıtıma.

            Mübarek gecelerde Türkçenin dışındaki dillerde okunacak mevlidin hangi camilerde okunacağı gün öncesi duyuruluyor. Mardin’de çok dilliliğin yanı sıra çok dinlilik de var ama herkes birbirini olduğu gibi kabul etmişler. Kimsenin elinde karşıdakine kendi istediği şekli vermek üzere çekiç ya da törpü yok. Herkes birbiriyle Selamünaleyküm diye selamlıyor. Selam verilen de Aleykümselam diye verilen selamı alıyor. Selamlaşan Müslüman veya Süryani ya da Yezidi olsun fark etmiyor bu selamlaşmalar. Komşular arasında bir anlaşmazlık çıkacak olursa bazen bir hoca, bazen de bir papaz efendi çağrılıyor veya mahallede dini ayırt etmeksizin sayılan bir büyük çağrılıyormuş. Böylelikle de anlaşmazlıklar tatlıya bağlanıyormuş.

            Mardin’de kaldığım süre içinde özellikle her yerini sindire sindire gezip incelemeye çalıştım. Ulu Camii’nde Peygamberimiz’in(s.a.v) sakal-ı şerifi mihrabın sol tarafında taş içine ama çelik bir camlı muhafaza içinde sergileniyor. Sensorlu lamba var yaklaşınca yanıyor ve daha iyi görebiliyorsunuz. Hatuniye medresesinde yine Peygamberimiz’in ayak izi olduğu kabul edilen bir taş, medresenin mihrap duvarında sergileniyor. Yine bu medresenin mihrabında itinayla açılan kanallar sesin eksilmeden dışarıda bile duyulmasını sağlıyor. Gülün Peygamberimiz’i temsil ettiğini daha önce öğrenmiştim ama lalenin Allah Teâlâ’yı temsil ettiğini Mardin’de öğrendim. Kasımiye medresesindeki eyvan denilen yerden çıkan suyun izlediği yolun, bir insanın doğumundan başlayıp, dünya ve ahiret âlemine doğru hayat serüvenini temsil ettiğini tasavvufi bir dille açıklayan rehber polis memurlarına hep hayran kaldım.

            Mardin’de on üç tane kilisenin ibadete açık olduğunu söyledi Kırklar Kilisesi görevlisi Gabriyel Akyüz Efendi. Kiliseleri gördükten sonra, camilerimizin ne kadar iç açıcı ve ferahlık veren mekânlar olduğunu daha iyi anlamış oldum. Bizleri, Müslüman bir ailenin çocuğu olarak yaratan ve İslami bir terbiye içinde yetişmemizi sağlayan yüce Allah’a(c.c) ne kadar şükretsek azdır.

            Eski Mardin buram buram tarihi eserlerin yer aldığı ve tarihin yaşandığı yerleşim yeri. Yenişehir ile eski Mardin arasında Diyarbakır Kapı var ki ora sanki zaman tüneline giriş çıkış yapılan bir kapı özelliği arz ediyor. Bu tarafta iseniz 21. yüzyıldasınız. Ama diğer tarafa geçince de Artuklular dönemini yaşıyorsunuz adeta.

            Denizin kenarında ufka bakarsınız insanın gözü ve gönlü dinlenir. Gündüz Mardin’de güney tarafınıza bakarsanız Suriye’ye doğru dağ tepe olmadığı için adeta karada ufuk çizgisini seyredebilirsiniz. Akşamdan sonra eski postanenin karşısındaki Mezopotamya çay evinde çayları yudumlarken güneye bakarsanız Suriye’nin köylerinin ışıklarını, kuzeye dönerseniz ışıklandırılmış Mardin Kalesi’nin ihtişamını seyredebilirsiniz.  

            İlk defa Nusaybin’de sınır kapısını, sınır tellerini de Mardin’in güney köylerinde gördüm. Sınırın iki tarafı da Türkçe, Kürtçe ve Arapça konuşabiliyor; İslam Dini’ne inanıyor ve birbirleriyle eskiden de akraba, hala kız alıp kız veriyorlar. Sınır tellerini sanki bağrıma batırarak çekmişler gibi acı çektim.

            Nasip imiş, beş ay sonra yargı kararı ile eski görev yerime geri döndüm. Ama o zaman OHAL yoktu ve haksızlığa uğrayanların hakları geri verilebiliyordu. Ama bugün OHAL olduğu için yargıda karar verenler, bir karar verirken iki defa daha düşünmek durumundalar…

            Evet, kısaltarak dile getirdiğim duygularımı sizleri sıkmamak için burada noktalıyorum.

 
AKLIM   MARDİN’DE KALDI

 Nasip imiş sürgün gittim Mardin’e

Hayran kaldım Artuklu’nun yurduna

Dost olmuştum Mardin’in her ferdine

Gönlüm sevgiden bir denize daldı

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Minareden ezan, kiliseden çan

Sesleri duyulur gelince zaman

Böyle hoş görüye dayanır mı can

Geçmişte taassup ne canlar aldı

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Mardin kalesini gezmek isterdim

Gezmek için çaba bile gösterdim

Telefonla ısrar ettim bastırdım

Katı kurallardan bu millet yıldı

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Evler taş, merdiven taş, parkedir yollar

Abbâra denilir sokak tüneller

Her biri tarihtir bazı okullar

Çöl tozu rüzgârla Mardin’i buldu

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı,

 

Kale Hasankeyf’te, Sarnıç Dâra’da

İlk defa seyrettim ufku karada

Sınırla yüz yüze geldim orada

Sınırdaki teller bağrımı deldi

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Mardin-Midyat telkaride sanatkâr

Müslümanı Süryanisi sebatkâr

Müşteriye tevazuda fedakâr

Dinler şehri Mardin beni de aldı

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Mardin’de işlenen beyazdır taşlar

Yerini beğenir solmaya başlar

Öpülesi eller ne güzel işler

Sanatta estetik ön plandaydı

Geldim ama aklım Mardin’de Kaldı.

 

Ulu Cami ihtişamla ünlenir

Sakalı Şerif’le gözler nemlenir

Duygulanır ki boğaz düğümlenir

Şanlı ecdat hizmeti görev bildi

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Kasımiye Zinciriye medrese

Ayak izi yadigârdır herkese

İçerdeyken sizde kalmaz vesvese

Kâlbin tercümanı göz ile dildi

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Şehidiye terasına gezenler uğrar

Akşam yerde yıldızların aksi var

Kalenin boynunda ki gerdanlıklar

Akşamları Mardin gönlüme doldu

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

Her doğan günbegün ölüme koşar

Gafil avlananlar bu hale şaşar

Nefis son nefeste insanı boşar

Behlül’üm(*) düşünsem ne ömrüm kaldı

Geldim ama aklım Mardin’de kaldı.

 

(*) Behlül: Halk edebiyatı şiir geleneğinden gelen mahlasımdır.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.