Menu
RSS
HESAPLAŞMA

HESAPLAŞMA

Bir su gibi akarak ömür g...

Farkında mıyız ?

Farkında mıyız ?

“Sen ne geçebilirsin yard...

ANA YÜREĞİ

ANA YÜREĞİ

Ayrılalı kaç yıl oldu say...

Bir Tespih Hikayesi

Bir Tespih Hikayesi

Emektar doktor abimiz eme...

Hurma zeytini

Hurma zeytini

Arabamız su kaynatmasa du...

Birisi sizden aracınızı istediği zaman !

Birisi sizden aracınızı istediği za…

Arababamda çekiş düşüklüğ...

YENİ ASKERLİK SİSTEMİNDE NELER VAR?

YENİ ASKERLİK SİSTEMİNDE NELER VAR?

Askerlik süresini 6 aya d...

Eskişehir’deki Emirdağlılar Vakfı Başkanı Hasan Murat Kahya, yeniden başkan seçilerek güven tazeledi

Eskişehir’deki Emirdağlılar Vakfı B…

Eskişehir’deki Emirdağlıl...

ÜZENLERİN ÜZÜLDÜĞÜ VAKİT'DE GELİR

ÜZENLERİN ÜZÜLDÜĞÜ VAKİT'DE GELİR

Ertesi gün ameliyat olaca...

BABALIK BÖYLE BİRŞEY..!

BABALIK BÖYLE BİRŞEY..!

Delikanlı 16 yaşında iken...

Prev Next

ŞEHİTLERİMİZ VE GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI

ŞEHİTLERİMİZ VE GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI

         Mart ayı içinde iki önemli günü idrak ettik. Biri 12 Mart Pazartesi günü kutladığımız İstiklal Marşımızın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma programıydı. İkincisi de 18 Mart Pazar günü kutlanacak/kutlanan Şehitleri Anma programıydı. Her iki gün ile ilgili olarak resmi ve özel kurum/kuruluşlar ile yazılı-görsel medya da üzerinde durarak yoğun bir şekilde gündemde tutulmasında önemli bir rol aldılar.

            İstiklal Marşımız, Ankara’da toplanan ilk meclis üyeleri tarafından büyük bir çoğunlukla kabul edilmiştir. Belli zaman aralıklarında farklı besteler ile okunsa da daha sonra bugünkü bestesi ile okunmasına geçilmiştir. Rahmetli Mehmet Akif’in yazma süreci ve yaşanan diyaloglar birer ibret aynası gibi hafızalarımıza kazınmış olduğundan her yıl da bu vesileyle tekrar tekrar hatırlanmaktadır. Zaten yeni nesillere tarih bilinci ve kültür aktarımı da bu şekilde yapılmaktadır. Ödül olarak bir alkış bile biz insanları ne kadar mutlu ederken, para ödülü verilecek diye yarışmaya katılmama gibi bir tevazu ve incelik gösteren Mehmet Akif Bey, ısrarlı davet ve ödül verilmeme dâhil şartnamede bazı değişiklikler yapılması ile ancak yarışmaya katılmayı kabul etmiştir. Bu güzel davranışların sahibi olan insana nasıl hayran olunmaz ki?.. Farklı kaynaklardan İstiklal Marşı’nın yazılma safhasında buna benzer ibretlik olayları öğrenince/hatırlayınca insanın Mehmet Akif Bey’e olan hayranlığı kat kat artıyor. Bunda, Hamdullah Suphi Bey ve diğer teşvik edenlerin de payı olduğunu unutmamak gerek tabii. İstiklal Marşımız ne güzel sözlerden meydana gelmiş ve bestesinin de bu anlamlı sözleri desteklediğini törenlerde okunurken birlikte daha iyi anlıyoruz. Özellikle de yurt dışında yapılan müsabakalarda ferdi/takım olarak ilk üç dereceye girmemiz durumunda şanlı Bayrağımızın göndere çekilmesi esnasında duyduğumuz İstiklal Marşımız, duygu yoğunluğu yaşamamıza sebep olmaktadır.

            Çanakkale savaşlarında yaşananlar anlatılmakla biter mi? Bir Yahya Çavuş’un geriye çekilen birliklerimize zaman kazandırmak için arkadaşlarıyla beraber ilk baskında topluca şehit olmamaları için tabyalar/siperler yerine farklı farklı kayalıklara gizlenip oradan düşmana ateş etmeleri ve böylece düşmanı oyalamak için gönüllü olarak canlarını feda etmeleri de farklı bir ibretlik olay. 57. Alay’daki askerlerin, önünde yer alan siperdeki askerler vuruluyor, şehit oluyorlar ve hemen sonra kendileri ön sipere geçiyorlar ve kendileri de şehit oluyorlar. Hem de biraz sonra öleceklerini bildikleri halde gözlerini kırpmadan bu ön siperlere geçişler ve şehit olmalar devam ediyor. Sonunda 57.Alay’ın askerlerinin tamamı şehit oluyor ve sancağı bir ağacın dallarında asılı bulunuyor.

            Hepiniz biliyorsunuz diye Seyit Onbaşı’daki iman gücünün o anda nasıl tecelli ettiğini yazmayacağım.

            Ya doktor Salih Beyin yaşadıklarına nasıl dayanılacak? Cephede görevli diğer doktorlarla birlikte çok yoğun bir çalışma temposuyla yaralıları tedavi ediyorlar. Gelen yaralı askerler muayene ediliyor ve iyileşecek durumda olanlar tedavi ediliyor ki iyileşip tekrar cepheye gitmeleri için gayret ediliyor. Çünkü gün geçtikçe şiddetli geçen savaşta askerlerimiz adeta erimekteler. Gelen yaralılardan iyileşme ümidi olmayan askerler ise masadan kaldırılıyordu. İşte bu tempoda çalışan doktor Salih Bey de, iyileşecek olanları sargılayıp tedavi sürecini başlatıyor, ümitsiz olanları da kaldırın… kaldırın… diyerek diğer yaralıların getirilmesini istiyordu. Son gelen yaralı askere bakıp yarasının çok ağır olduğunu görünce sakince kaldırın ve karşıdaki ağacın altına yatırmalarını söylüyor. Belli bir süre sonra ağacın altına yatırılan askerin şehit olup olmadığını sordu ve şehit olduğunu öğrenince cebindeki eşyalarını kendisine getirmelerini ve şehit askeri o ağacın altına defnetmelerini istiyor. Doktor Salih Bey’e bu askere olan ilgisinin sebebi sorulunca verdiği cevap çok manidar: O BENİM OĞLUMDU…

            Çanakkale Savaşlarında, buna benzer nice ibretlik olayların sadece birkaç tanesini ancak bu yazıda temas etmeye çalıştım. Vatan dediğimiz bu coğrafyada doğup büyüdüğümüz ve aziz milletimizin bir mensubu olmaktan dolayı ne kadar gurur duysak azdır. Yüz yıllarca İslam Dini’ne hizmet ederek dünyada Müslümanların söz sahibi olmasında büyük emeği olan Türk Milleti’nin bir evladı olmak ne güzel bir duygu Allah’ım...  

            18 Mart Pazar günü milletimizin tamamına yakını, resmi törenlerle, konferans, açık oturum gibi programlarla Şehitlerimizi anma, hatıralarını yâd etme çalışmalarını yürütmektedirler.

Günümüzde de Afrin’de Kahraman Ordumuz tarafından yürütülmekte olan Zeytindalı operasyonuna adeta koşarak ve gülerek giden asker, polis ve geçici köy korucularımızla ne kadar gurur duysak azdır. Konvoyda giderken yol güzergâhındaki yol boyunce sevgisini haykıran halk kalabalığına AİLEMİZ BEKLEMESİN, ALLAH’IN İZNİYLE ZAFERLE DÖNECEĞİZ, KIZIL ELMAYA… şeklindeki sözleri ve bu sözleri söyleyenlerden bazılarının şehit olduğu haberleri millet olarak bizleri üzüntüye boğmaktadır. Afrindeki en son şehidimiz,  

Bir başka üzüntü de bazı millet vekilleri olarak mecliste bulunun hainlerin vekilliğini üstlenecek kadar kalite yoksunu kişilerin, çok matah bir iş yapıyorlarmış gibi Kahraman ordumuzu işgalci şeklinde yaftalamasıdır. T.B.M.M.de bulunan bu kişilerin hainleri sevindirecek bu söz ve davranışlarını, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın ben bunu bir türlü kabul edemiyorum. Elimde değil, çünkü kanıma dokunuyor ve bir sade vatandaş olarak benim ağırıma gidiyor.  

     Son olarak; Dün Çanakkale ve kurtuluş savaşlarında gözünü kırpmadan canını feda eden aziz ecdadımızın bazı evlatları adı ne olursa olsun bir terör örgütünün maşası olarak devletimizin güvenlik kuvvetlerine, utanmadan kendisi ve ailesinin de faydalanmakta olduğu milli servetimize ve milletimizin asil evlatlarına saldırmaktadır. Kim ya da kimler tarafından, ne için ve nasıl kurulmuş olursa olsun bugün şehit güvenlik görevlileri ve masum insanlarımızın kan gölünde yüzen, hangi görüş veya fraksiyondan olursa olsun her türlü terör örgütünü ve mensuplarını lanetliyorum. Masum ve iyi niyetli olduğuna inandığım anne babalarının ve bu güzel insanların temiz mazilerine saygımdan dolayı yine de Allah’ın ıslah etmesini diliyorum. Nasibinde yoksa da onları Allah’a havale ediyorum.

Aziz dostlarım, bu hafta vesilesiyle başta bütün şehitlerimizi/gazilerimiz olmak üzere Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bütün ecdadımızı rahmet ve saygıyla anıyor, onların hürmetine memleketimize birlik, dirlik, barış ve huzurlu bir gelecek diliyorum.

Selam ve dua ile…

 

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.