Menu
RSS
Emirdağlı, mimar Burhan Ünal`ın Almanya´da başarısı

Emirdağlı, mimar Burhan Ünal`ın Alm…

Emirdağlı mimar Burhan Ün...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "GİDERİZ"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Neslimiz soyumuz birdir b...

MAZERET ÜRETMEYELİM

MAZERET ÜRETMEYELİM

Mazeret, genel anlamıyla ...

EY ŞANLI ŞEHİT

EY ŞANLI ŞEHİT

Kurşun girmiş yüreğinin s...

Gün Birlik Olabilme Günüdür

Gün Birlik Olabilme Günüdür

Türk Silahlı Kuvvetleri'm...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "VARDIR"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Şu dünyanın yolu olsa bin...

Hayatınız seçtiğiniz kadındır

Hayatınız seçtiğiniz kadındır

Harun Reşit savaşta esir ...

MERAK

MERAK

Her bir dörtlüğünde bin b...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "BİZ"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Kuzeyi, güneyi, doğu-batı...

KABAHAT HEP KARŞIDA MI?

KABAHAT HEP KARŞIDA MI?

Meşhur fıkrayı bilirsiniz...

Prev Next

Türkiye-Belçika arası köprü oldular

Türkiye-Belçika arası köprü oldular

Emirdağ insanının Belçika kaderini o da yaşadı. Usanmadı yorulmadı gece gündüz çalıştı ve başkalarının işinde çalışma yerine kendi işini kurmaya baktı. Birçok kişiye ekmek kapısı açtı. Bunlar da yetmedi Türkiye’de ihtiyaç sahiplerine özellikle özürlülere yardım etmek için kolları sıvadı.
Yaptığı yardımlardan dolayı 8. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’den bile takdir ve teşekkür aldı ama bazı basit adamlara yaranamadı. Kırıldı, üzüldü ama yılmadı. Bu hafta hakkında çıkan dedikodulara da yanıt veren EYAD Başkanı Metin Eder söyleşi konuğumuz.
*Metin Edeer, Emirdağ bölgesinde ve Belçika’da tanınan bir isim ancak tanımayan okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
-Ben 1957 yılında Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde doğdum. İlköğrenimini Emirdağ İnkılap ilkokulu’nda tamamladım. 1978 yılından bu yana da Belçika’da yaşıyorum.
*Belçika’ya nasıl geldiniz?
-Evlilik yoluyla geldim. Emirdağ ve çevresinde bu yolla Belçika’ya gelenlerin sayısı oldukça fazladır. Halen de devam ettiğini biliyoruz.
*Belçika’da neler yaptınız? Kendi işiniz olsun diğer işler olsun…
-Burada o dönemlerde 2 yıl kadar inşaatlarda amelelik yaptım. Daha sonra değişik lokantalarda çalıştım. Daha sonra 1985 yılında kendi yerimi açtım. Güzel pideler yapıyoruz. Herkesin beğendiğini umut ediyorum. Halen de devam ettiriyorum. Bunun yanında Belçika’daki ilk Türk cenaze firmasının ve evlerdeki molozları ayrıştırma işlemlerini yaptığı bir yıkım, taşımacılık şirketimiz var. Burada da yaklaşık olarak 20 kişiye iş imkânı sağlıyoruz. Sağlıyoruz diyorum çünkü burada bir ortağım daha var.
*Bu mesleklerin dışında da bir göreviniz var oldukça da önemli…
-Evet, kısa adı EYAD olan Emirdağ Yöresi ve Yardımlaşma Derneği’nin de başkanlığını yapıyorum.
*Dernek çalışmalarına gelmeden önce halen Belçika’ya göç var mı Emirdağ’dan?
-Göç halen devam ediyor ama benim kızım okulunu Belçika’da bitirdikten sonra yaşamına Türkiye’de devam etme kararı aldı ve Türkiye’de yaşıyor. Bir kızım belediye’de çalışıyor, bir kızım üniversitede eğitim alıyor. Büyük oğlu yıkım şirketinde, küçük oğlu ise ortaokulda eğitimini devam ettiriyor.
*Bir yandan Belçika’ya diğer yandan da Türkiye’ye göç var desenize…
-Elbette. Bunlar olacak. Hani ne derler doğduğun yere değil doyduğun yere bakacaksın diye. Bu da öyle bir şey.
*Gelelim EYAD’a. Dernek çalışmalarınız nasıl gidiyor?
-Bize göre oldukça iyi gidiyor. Kimilerine göre ise iyi gitmiyor.
*Nasıl yani?
-Her başarı kıskanılır ve her meyve veren ağaç taşlanır misali. Dernek çalışmalarımızı da beğenmeyip bizleri taşlayanlar var. Bunlar da olacaktır elbette.
*Başta Emirdağ olmak üzere Türkiye’nin birçok yerine özürlü araçlar gönderdiniz. Bunları nasıl temin ettiniz?
-Bu araçların büyük bir bölümünün ücretlerini burada yaşayan hayırsever vatandaşlarımızdan ve derneğimiz olan EYAD yönetim kurulu üyelerimizden topladık. Bunun yanında hiçbir ücret talep etmeden de Türkiye’deki ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık.
*Bilindiği gibi bunlarla da sınırlı kalmadınız…
-Evet biz bir yardım kuruluşuyuz. Bir yardım kuruluşu olarak bize gelen talepler doğrultusunda çalışmalarımızı yapıyoruz. Mesela özellikle medikal araç gereç sağlıyoruz. Emirdağ Devlet Hastanesi’ne diyaliz makinesi ve yine Emirdağ Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi hizmetlerinde kullanılmak üzere bir minibüs aldık. Buna benzer birçok faaliyetlerimiz oldu.
*Bu hizmetleriniz nedeniyle ödülleriniz de var bildiğimiz kadarıyla.
-Bizi ödüle layık görenlere her şeyden önce çok teşekkür ederim. Biz yapabildiklerimizi yaptık. Hani derler ya, balık bilmezse halik bilir, öyle işte. Bu doğrultuda 8. Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel, TEMA vakfı ve Merkez Bankası’ndan teşekkür ve ödüllerimiz oldu.
*EYAD’tan biraz söz etmek gerekirse. Neler söylersiniz?
-EYAD, Emirdağ Yöresi Yardımlaşma Derneği anlamına geliyor. Dernek, Emirdağlıların bir araya gelerek, yörelerine yardım etmek için kurulan yöresel bir dernektir. Derneğimiz zamanla büyüdü ve şimdi daha farklı bir boyuta yükseldi. Şu anda dernek, Belçikalı makamlarınca tahsis edilen maaşlı altı tane elemana sahip. Dernekte çok farklı faaliyetler yürütülüyor. Fransızca kursu, seramik kursu, çeşitli okullarda kurslar veriyoruz, sergiler açıyoruz.
*Sadece Türkiye’de değil Belçika’da da faaliyetleriniz var o zaman…
-Elbette, derneğimiz büyüyünce her tarafa yetişir olduk. Bir kanadımız ise Türkiye’de hayır işlerine bakıyor, bir kanadımız da buradaki insanlarımıza değişik hizmetler sunuyoruz. Yıllardır özürlüler için araba götürüp dağıtıyoruz. Ancak bu seneden itibaren götürmeme kararı aldık. Çünkü çok çeşitli dedikodulara ve iddialara sebep oluyor.
*Ne gibi dedikodular çıktı ki böyle bir karar aldınız?
-Özellikle özürlü arabalarında dedikodu var. Efendim bu arabalar nasıl alınıyor? Nasıl gidiyor? Finansörlüğünü kim yapıyor? Gibi bir takım sorular soruluyor. Bu arabaların finansörlüğünü buradaki veya Türkiye’deki bazı zengin hayırsever iş adamları yapıyor. Ama bu insanların isimlerini açıklarsak, yapılan hayırların bir anlamı kalmaz. İşte biz buradan ucuza alıyormuşuz. Haliyle her mal gibi özürlü arabasının da yüz lira’ya olanı da var beş yüz lira’ya olanı da var. Biz bunun bir orta kalitesini alıyoruz ve Türkiye’ye gönderiyoruz. Sonra bu arabaları tanıdıklarımıza verildiği söyleniyor. Biz, sadece raporu olan, bu arabaya ihtiyacı olan herkese veriyoruz. Ancak maddi durumu iyi olan ve Avrupa akrabası olanlara vermiyoruz. Çünkü maddi durumu iyi olan bu aracı Türkiye’den kendisi de alabilir. Avrupa’da akrabası olanlar da akrabalarından yardım istesin. Ya da şöyle bir sistem var. Derneğe gelip, bir akrabası olup, özürlü arabası isteyenler oluyor. 2 özürlü arabası parası karşılığında, o kişinin akrabasına özürlü arabası veriliyor. Emirdağ’dan da bir takım iddialar öne atıldı. Arabaların özürlülere satıldığı söylentileri yapıldı. Madem öyle, bir kişiyi çıkartıp, benim ona bu arabayı para karşılığında sattığımı ispat etsinler. Bu tür iddialar bizi gerçekten üzüyor.
*Dediniz ya, meyve veren ağaç taşlanır…
-Taşlasınlar bakalım. Bizim her yaptığımız hizmet kayıt altındadır. Yani hesabını veremeyeceğimiz hiçbir iş yoktur. Ben de derneğimizin yönetiminde bulunan diğer arkadaşlarımızın da alnı açıktır.
*Özürlü araçların Türkiye’ye gönderilmesinde zorluk yaşıyor musunuz?
-Aslına bakarsanız, tırlarla arabalar geldi dağıtıldı kısmını görüyor insanlar. O arabalar Türkiye’ye gidinceye kadar neler çekiyoruz onu bilen yok. Çok zor bir iş ve zorlu bir süreç. Özürlü arabalarını göndermek üzere yaptığımız çalışmalar yaklaşık bir buçuk ayımızı alıyor. Bu arabaların burada bakımları yapılıyor, aküleri yenileniyor, kömürleri yenileniyor, TIR masrafı, yüklemesi ayrı bir masraf. Mesela bir TIR’ın Emirdağ’a veya Eskişehir’e gitmesi tam dört bin avro’ya mal oluyor.
*Bir yılgınlık var o zaman sizde, öyle mi?
-Dernek faaliyetlerimize devam edeceğiz. Ancak bütün bunlar her zaman iddialara ve dedikodulara sebebiyet verdiği için artık ben usandım ve artık bu yardımları yapmayı düşünmüyorum. Şimdi en son giden özürlü arabaları, Afyon belediyesi vasıtasıyla Gaziler tarafından gönderilen paralarla alındı ve oradaki ihtiyaç sahiplerine verilecek. Gazeteciliğe soyunan veya palazlanan bazı arkadaşlar kendilerine bir yer edinmek için bazı dedikoduları yazıp çiziyorlar ama Metin Edeer’in böyle gelirlere ihtiyacı yok. Metin Edeer’in otuz yıldır burada şükür iyi giden işleri var. Özürlü arabalarına veya derneğin parasına falan tenezzül edecek bir insan değilim.
*Bence siz bu yardımlarını da devam edin ama yine de siz bilirsiniz. Bugüne kadar kaç özürlü arabası gönderdiniz Türkiye’ye?
-Oldukça fazla diyebilirim. Hepsi kayıtlarımızda mevcut. Bugüne kadar akülü olarak 2 bin 450 civarında özürlü arabası gitti. Biz bu arabaları sadece Emirdağ bölgesine dağıtmıyoruz. Türkiye’nin her yerine gönderiyoruz. Mesala size Silopi’den, Diyarbakır’dan, Adana’dan, Elazığ’dan, Malatya’dan, Sivas’tan, Iğdır’dan bize ulaşan mektupları gösterebilirim. Biz o yerlere birçok araba gönderdik. Bazıları bizi bölgecilik yapmakla suçluyor. Tamam, biz bu arabaları Emirdağ’a gönderiyoruz ama oradan da dağıtımını yapıyoruz çünkü dağıtımını oradan yapmak bizim açımızdan daha kolay.
*Siz ve derneğiniz özürlü arabalar dağıtmakla tanındınız. İnsanlar sizi öyle biliyor. Bu arabaları göndermekten vazgeçtiğinize göre, gerçekten ihtiyaç sahipleri ne yapacak. Zor duruma düşmezler mi?
-Bu konuda dedikodu yapanlar, bu arabaları ihtiyaç sahiplerine alsınlar.
*Bu dedikodular sizi oldukça üzmüş ve yıldırmış gibi görünüyor.
-üzülmeyecek gibi değil, üstelik dedikodu yapanları tanıyorum. Onlar Emirdağ’da “Adamım” diye geziyorlar. Artık bu arkadaşlar alsınlar bu arabaları. Böyle durumlar beni gerçekten üzüyor. Burada herkes beni tanır. Allah’a şükür veremeyeceğim hiçbir hesabım yok. Varsa ancak Allah’a verecek hesabım vardır. Bu meraklı arkadaşlar buraya gelsinler, her şeyi detaylı bir şekilde kanıtlarım. Eleştiri alacaksın ama yapıcı eleştiriler olmalı. Ayrıca bu çalışmayı sadece EYAD yapmıyor. Bunu birkaç tane dernek daha yapıyor. Belçika’dan da var Hollanda’dan da var. Bu eleştiriyi yapanlar madem o kadar çok biliyorlar, onlar yapsın. Yapsınlar ki, onları alkışlayalım. Burada başka bir dernek var. Yılda bir TIR yapabiliyor. Üstelik bunu yapan üç tane bayan. Ben bunları en samimi duygularımla alkışlıyorum. Aslında biz bu işe başlarken, bu bayanlardan feyz aldık. Bu çalışmayı yapan Sivaslılar var, Kayserililer var ama ben hepsine helal olsun diyorum. Bir özürlünün altına o arabayı verip, o özürlünün mutluluğunu görmedikten sonra
işin tadına varılmaz. Burada klavye başında eleştiri yapmak kolay iştir.
*Siz yine de yapılan dedikodulara fazla kulak asmadan insanlara yardım etmeye devam etmelisiniz. Sizi bilenler ve takdir edenlerin sayısı da oldukça fazla. Son olarak söylemek istediğiniz neler var?
-Aslına bakarsanız söyleyeceklerimi söyledim. Ancak bizim insanımız nedense çalışan ve hizmet eden kişileri takdir etmiyor. Bu da insanın nefsinden kaynaklanıyor. Hani bir söz vardır, basit insanlar çamur atar diye. Biz de bu basit insanlarla uğraşıyoruz. Yaptığımız çalışmalarımızın takdirini de Allah’a ve milletimize bırakıyoruz.
*Ben sizlere zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Başarılarınızın da devamını dilerim.
-Ben de sizlere teşekkür ederim.

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.