Menu
RSS
OĞUL

OĞUL

Yetirdim büyüttüm asker e...

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getireni ödüllendiriyor

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getir…

“Geleceği düşünüyor Geri ...

KIYAMETTİR DEPREM

KIYAMETTİR DEPREM

Çalkalandı yerler çatladı...

İNAN Kİ

İNAN Kİ

Telafi eder mi hiç bir ka...

MUTLULUK

MUTLULUK

‘’Yaşamınızda insanlara v...

İNSAF

İNSAF

Merhamet Allah’ın bir sıf...

Üç Heykelin Hikayesi

Üç Heykelin Hikayesi

Hükümdarlardan biri günün...

EY EFENDİM SEVGİLİM!

EY EFENDİM SEVGİLİM!

Sevginin yükü ağırdır: o ...

ŞAHİKA

ŞAHİKA

Bensiz günlerinde beni an...

Prev Next

Sosyal medyadaki sahte mutluluklar

Sosyal medyadaki sahte mutluluklar

Mutluluk ispat edilmez, yaşanır… Zaman zaman insanın mutluluğunu paylaşması gayet doğaldır, ancak hemen hemen her yediğinin, içtiğinin, gezdiği yerlerin fotoğrafını çekip herkesle paylaşması hiçte normal değildir.

 ***

Sosyal medyada geçirilen zaman kaybı bir yana, paylaşılan onca fotoğrafın insanlarda kıskançlığa neden olması, zamanla bağlılığa yol açması da ayrı bir tartışma konusudur.

Başkaları hakkında “Gördün mü, falanca nereye gitmiş? Parası da yok ama nasıl bu kadar gezebiliyor, anlamıyorum…” gibi cümleleri pek çoğumuz duymuşuzdur.

Bağımlılığın çeşitleri vardır… Bağımlılık, içki, sigara, uyuşturucu madde, internet, kumar, insan, spor, cinsellik vb.…

Fiziksel bağımlılık halinde madde alınmadığında vücutta bulantı, kusma, terleme gibi olumsuz belirtiler oluşur.

Psikolojik bağımlılıkta ise madde alınmadığında ya da olay yaşanmadığında kişide anksiyete, stres, sinir bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkar.

 ***

Günümüzdeki en sinsi ve tehlikeli bağımlılık türlerinden birisi de internettir. Kimisi her anını paylaşır, kimisi de başkalarının her anını takip eder…

Hiç durmadan paylaşan da normal değildir, devamlı takip halinde olan da.

Bir insan mutluluğunu neden ispat etmeye kalkar ki?

Hiç düşündünüz mü, gerçekten çok mutlu olan bir insanın sanal alemde saatlerce ne işi olabilir?

Yalnızlık hissi insanları internete bağlarken, internet de kendine bağlıyor adeta… Kendine bağlarken de, özendiriyor, kıskandırıyor, sinsice ruhları esir alıyor.

“Onun arabası var, güzel mi güzel, şoförü de var, özel mi özel” misali…

 Sanki bağlandıkça bağlanıyoruz, özendikçe özeniyoruz, mutsuzlaştıkça mutsuzlaşıyoruz.

Mutluluğu sosyal medyada aramak yerine içimizde arasak? Hep kendimizi başkalarına göstermek için yaşamayı bırakıp biraz kendimizle baş başa kalsak?

 ***

Kendi içimizdeki denizlere yelken açsak?

Kim bilir içimizde ne cevherler var, ne hazineler var… Böylece dışarıdaki korkunç savaşların etkisinden, cehennemlerden kurtulup kendi içimizdeki cenneti yaşarız kim bilir…

 12-01-2018 Birgül KAPAKLIKAYA

Brüksel

 

 

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.