Menu
RSS
Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "DİYE"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Diyar diyar gezip dursam ...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "Çanakkale'de"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Conkbayır anafarta Sebdul...

HIZIR AY

HIZIR AY

BİR/İZ EDEBİYAT-EMİRDAĞ Ş...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "KADINLARIN"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Ayağının altında cennet k...

GÖSTERİŞ ÜZERİNE

GÖSTERİŞ ÜZERİNE

Gündelik hayatımızın her ...

Küçük Brüksel "Emirdağ"

Küçük Brüksel "Emirdağ"

Afyonkarahisar’ın nüfus o...

ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI

ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI

Gazi M.Kemal, çiftliğinde...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "HOCALI"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Unutmadık milletçe o kara...

Adem Amca ve Yaren Leylek

Adem Amca ve Yaren Leylek

Doğayla ve hayvanlarla ku...

İÇİMİZ RAHAT OLSUN

İÇİMİZ RAHAT OLSUN

Şartları olabildiğince zo...

Prev Next

GÖSTERİŞ ÜZERİNE

GÖSTERİŞ ÜZERİNE

Gündelik hayatımızın her anı, alışveriş sahası sanki.Bu sahada önde olmak istemeyen yok neredeyse. En öne geçmek için çaba sarf eden edene. Öne geçen, hızını alamıyor; daha da önde olmanın yollarını arıyor hep.
Öne geçenden etkileniyor arkadaki. Onun önüne, daha öne, daha da öne geçmek için yeni bir yarışın içine giriyor. Bir gösteriş yarışıdır gidiyor işte.
Gösterişi olanlara, tanıtım amacıyla hazırlanmış gösterişli nesnelere sözüm yok. Pireyi deve yapma eğilimindeki bir düşünce yapısına da sahip değilim. ‘İbadet de kabahat de gizli’ denir halk ağzında. İşte oradan hareketle malî, bedenî ibadette gösterişe, riyaya (ikiyüzlülüğe) kaçmanın hiç gereği yok.
Kabahat işleyenlerle suç olacak, kusur sayılacak bir işleri ortaya koymak gibi bir endişemiz de kesinlikle yok.
‘Kendi çıkarları için her yolu mubah sayan; sözünde durmayan, bencil de denebilen ‘zübük’ ile ‘zübüklük’ de şu anlık konumuz dışında.
Kabahati birinde bulmak veya aramak; bir kusur, suç isnat etmek gibi bir niyetimiz de kesinlikle yok.
Budalalık edenler, akılsızca davrananlar da şu an bizi ilgilendirmiyor.
Dalkavukluk yani ‘kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık da bizi ilgilendirmiyor şu an.
Şu göstermelik işler, göstermelik kişiler, göstermelik hâl ve hareketler, ‘mış gibi yapanlar’ yok mu; işte onlar, epey düşündürüyor beni.
‘Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış; çalım, alım çalım, kurum’, ‘göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık’ var ya o, epeyce üzüyor ediyor beni.
Gösterişe kaçanları, gösteriş yapmaya başlayanları göz önüne getirdiğinizde siz de rahatsız olacaksınız besbelli. Olduğundan üstün görünme çabasındakilere siz de gülüp geçeceksiniz eminim.
Bir ihtiyaç karşılanması için değil sadece çevreyi etkileme ve kendini tatmin amaçlı davranışlar, sizi de zıvanadan çıkacak zamanla eminim.
İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verenler, bir iyiliği sadece insanların beğenisi için yapanlar sizi de çok rahatsız ediyor eminim.İnsanlar arasında manevi nüfuz, şan ve şöhret, maddî çıkar sağlama çabasındakilerin amansız yarışı, sizi de üzüyor eminim.
Bu kişilerin söz ve davranışlarındaki samimiyetsizlikleri, inanıyorum ki, çok kısa zamanda sizler de anlıyorsunuz.Kendine, çevresine karşı samimi davrananları hemen siz de fark ediyorsunuz değil mi?
Beden, dış görünüş, söz, amel ve sosyal çevreyle ilişkilerini başka başka adlarla süslemeye çalışanların haline sizler de gülüp geçiyorsunuz değil mi?
Belli amaçlarla kendisinde üstün özellikler bulunduğuna başkalarını inandıracak tarzda davranmaya çalışanlara aldananların vay haline. Evet; evet, büyüklere(!) kendini gösterebilme onlara yakınlığını ispatlama çabasındakilere gülüp geçmemek mümkün mü?
Yalan ve gösterişlerle hakikat ve samimiyetten uzaklaşanların hâlini, anlayanları takdir ediyorum.Bu yapmacık gösterişten, yalandan rahatsız olanlara üzülmemek mümkün mü?
Objektiflik için abartı ve tevazua ihtiyaç yok ki. Abartı ile takip edilecek yol, sağlıklı değil ki.
Hepimiz güç, prestij, para ve statü arayışındayız elbette. Bu arayışımızda sınırlarımızı aşmaya çalışır, zorlarız kendimizi tabi.
Böbürleniriz, şişiniriz, coşarız bazen. Kendimizi daha çok beğendiğimiz, büyüklük hissine kapıldığımız da vakidir.Bilerek ya da bilmeden yaptığımızı taşkınlıklarımız da var tabi.
Büyük olmayı isteriz elbette. Bu istek çevreden bazen tasvip edildiğinde keyfimize diyecek yoktur.Yoktur yok olmasına ama bakın işin tehlikesi, ‘Öküze benzemeye çalışan kurbağa’ kıssasında:
“Bir zamanlar sevimli kurbağalar, hep birlikte neşe içinde yaşıyorlarmış. İçlerinden biri, kendini çok beğenir, herkesten üstün olduğunu göstermek için her fırsatı değerlendirirmiş.Herkesten daha yükseğe sıçramaya çalışır, sıra dalmaya gelince de hemen ön sırada yerini alırmış. Bir gün oralarda yaşayan bir öküz, göle su içmeye gelmiş. Bütün kurbağalar, korkup saklanırken kendini beğenmiş kurbağa, kaçmamış; öküzü seyretmeye başlamış. Diğer kurbağalar da sudan çıkmış. Öküz için ‘Çok büyük, ne kadar muhteşem görünüyor’ demişler.Söylenenleri duyan kendini beğenmiş kurbağa, ‘Evet, bizden daha büyük olduğu doğru ama o kadar da değil. Eğer ben de istersem rahatlıkla onun kadar olabilirim. Bakın şişmeye başladım bile’ diyerek göğsünü şişirmiş.Diğer kurbağalar, gülüşerek ‘Sen çok küçüksün, çok’ demişler.Kendini beğenmiş kurbağa, daha fazla hava çekmiş içine. Konuşurken hava kaçırmamaya özen göstererek ‘Bakın şimdi nasılım?’ demiş.Arkadaşları kıkır kıkır gülerek ‘Şişmeyi bırak sen çok küçüksün, asla öküz kadar büyük olamazsın’ demişler.Onlara aldırış etmeyen kibirli kurbağa, şişmeye devam etmiş. İçine bol bol hava çekmiş. Derken …‘Boom!’”

Bu kategoriden diğerleri: « MUTSUZ BİR TOPLUM OLDUK AMA NİYE...?

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.