Menu
RSS
OĞUL

OĞUL

Yetirdim büyüttüm asker e...

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getireni ödüllendiriyor

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getir…

“Geleceği düşünüyor Geri ...

KIYAMETTİR DEPREM

KIYAMETTİR DEPREM

Çalkalandı yerler çatladı...

İNAN Kİ

İNAN Kİ

Telafi eder mi hiç bir ka...

MUTLULUK

MUTLULUK

‘’Yaşamınızda insanlara v...

İNSAF

İNSAF

Merhamet Allah’ın bir sıf...

Üç Heykelin Hikayesi

Üç Heykelin Hikayesi

Hükümdarlardan biri günün...

EY EFENDİM SEVGİLİM!

EY EFENDİM SEVGİLİM!

Sevginin yükü ağırdır: o ...

ŞAHİKA

ŞAHİKA

Bensiz günlerinde beni an...

Prev Next

AKIL MI? DUYGU MU?

AKIL MI?  DUYGU MU?
Aydınlanma Düşüncesine Eleştiriler;
Akıl ve Bilgi her devirde korkulan değerler olmuşlardır. Konuya mitolojik bir hikayeyle başlayalım.
………………………….
BİLGİ ATEŞİ
Zeus, itaat etmediği için Prometheus’a çok kızıp, onun balçıktan var ettiği ve sevip değer verdiği insanları cezalandırır. Önce insanlar kolayca bulamasın diye bütün besinleri toprağa gömdürür. Sonra en önemli silah olan “Bilgi Ateşini” de onlardan saklar. Çünkü insanların, kendine karşı ayaklanmalarından ödü kopuyordur.
Ama tahmin edemediği bir şey olmuş ve Prometheus, ağır bir suç olduğunu bile bile, bu bilgi ateşini insanlara götürmeye karar vermiştir. Böylece insanlar gerçekleri görüp, zalim Zeus’a baş kaldırabileceklerdir. Bir sabah erkenden, ateşe çok benzeyen “narteks” çiçeğini yanına alıp, yola çıkar. Tanrıların yaşadığı İda dağındaki ateşe ulaşır. Gizlice bilgi ateşini alıp, yokluğu fark edilmesin diye yerine narteks çiçeğini koyar ve bilgi ateşini götürüp insanlara ulaştırır.
..........................
Aklı ve Bilimi temel alan Aydınlanma Düşüncesi, en azından Avrupa’yı ortaçağın karanlık dehlizlerinden çıkarsa da, herkes aynı fikirde olmamıştır.
Rousseau’ya göre Aydınlanmanın  ‘ilerleme’, ‘uygarlaşma’, ‘medeniyet’ gibi kavramları,  insanı mutsuz kılmış ve toplumsal eşitsizliğe yol açmıştır.
Avrupa aydınlanması, Rönesansla yakalanan humanizm düşüncesini ikinci plana itmiş, devleti özellikle de Ulus Devleti daha yüce bir değer saymıştır.
Almanya’da , insanı ikinci plana iten bu akıma karşı, Hamann, Herder ve  Goethe ; “Deha Çağı”nı  başlatmışlardır.
“Deha Çağı”akımında   toplumsal değerler kötülenmekte, bireysel deha yüceltilmektedir. Mantığı, kalbin sesi olarak gören Herder, tarihsel anların yürütücü dehalarının övgüsünü savunmuştur. Tarihin ‘sırları’ akılla değil, Aydınlanma’nın kuyusunu kazmaya çalıştığı sezgilerle , duygularla , akıl dışı imgelerle çözülebilir der.
Yine aydınlanma düşüncesine alternatif olarak Alman Romantizmi adında yeni bir akım gelişmiştir.
Alman Romantizm akımına mensup düşünürler Schlegel , Novalis , Schelling,Hölderlin vb., doğa ile insanı bir bütünün parçaları olarak görmüşlerdir. Romantizm’de bilim, yerini estetiğe, somut kavramlar soyut kavramlara, ilerlemecilik fikri ise muhafazakârlığa bırakmıştır. Aydınlanmanın evrensellik vurgusunun yerini tarihsellik almıştır.
Aydınlanma düşüncesine en somut eleştiriler yönelten kişilerden birisi de  Nietzsche’dir.
Nietzsche’ye göre her türlü ‘hakikat söylemi’, içinde bulunduğu zamanın hâkim değerlerini yansıtmaya ve içselleştirmeye yarayan bir masaldan, yalandan ibarettir.  Aydınlanmayla da Kilise’nin yerini, Aydınlanma felsefesi ve modern bilim almıştır.
Nietzsche Aydınlanma’nın akılcılığını, hem estetik hem de etik  ile değiştirmek istemiştir. Nietzsche ‘e göre, Orta Çağ’ın dinî putları yıkılmış (“Tanrı öldü”), modernliğin bilimsel putları (akıl miti) ortaya çıkmıştır. Sonuçta, yalnızca tek-tip insanlar ortaya çıkmamış, İnsanlar birer sürü insanı gibi avamın sözde hakikatlerini takip etmekle yetinir hâle dönüştürülmüştür. Aydınlanmanın amacı, insan aklı yoluyla doğayı kontrol altına almaktır. Nietzsche bunu gerçekleşmeyecek bir illüzyon ve bir ihanet olarak görür.
Frankfurt Okulu ve Eleştirel Teori ekolünden Horkheimer,  Kant’ın Akılcılık-Deneycilik sentezini, statik ve tepeden inmeci bulmaktadır. Bunun yerine diyalektik bir eleştiri yöntemini savunur, Bilgiye ulaşma yolunun, bilginin toplumsal-tarihsel dinamiklerin içinde aranması gerekliliğini öne sürer. Frankfurt Okulu düşünürlerine göre her iki idealleştirme, özgür düşünme eyleminin yok edilmesi, bireyin ve bireyciliğin yüceltilmesidir.
Michel Foucault , Aydınlanma eleştirisini ‘özneleştirilen insan’ kavramı üzerine kurmuştur. Her türlü sözde-tarafsız bilgi,  Foucault’a göre iktidar tarafından üretilir ve topluma adeta vücudu saran kılcal damarlar gibi yayılır. Birey bu bilgilerin bizzat kendisi tarafından üretildiğini sanır.
Sonuç olarak, Aydınlanma Fikrine yapılan en büyük ve ortak  eleştiri;  devlete aşırı önem verilmesi ve insani değerlerin ve duyguların ikinci plana itilmesi yönündedir. Bilim,  Devlet,  Akıl, İlerleme gibi düşünceler kapitalist sistemin de insanı ezmesine yol açmıştır.
Aydınlanmanın alternatifi ne ortaçağ karanlığı ne de vahşi kapitalizm olmamalıdır.
Üçüncü bir yol mutlaka mümkündür.(Alıntı)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.