SEVGİ EMEK İSTER!

Sevgi emek ister, ama emekten önce de yürek…

Yüreksiz insan olur mu? diyebilirsiniz.

Fizyolojik olarak olmaz ama manen oluyor işte…

Eğer herkesin yüreği olsaydı, dünya hep sevgi yağmurlarıyla ıslanır, heryer güllük gülistanlık olur,  herşey yolunda giderdi sanırım.

Kimse kimsenin kötülüğünü istemez, başkalarına yardım için yarışlar olurdu.

İnsan hakları mahkemesi diye bir mahkeme kurulmaz, çocuk esirgeme kurumlarına, kadın sığınma evlerine ve benzeri kurumlara hiç gerek kalmazdı.

Herkes yakınlarına yardım etseydi, dünyada hiç kimse zor durumda olmaz, hiç fakir kalmazdı.

***
Kalbi olmayan insan yaşayamaz, ama kalbi olup da sevmeyen insanın durumu  çok daha vahimdir bana göre. 

Zira sevmeyen insanın hayattan lezzet alması düşünülemez. 

Sevmeyen insan bitkisel bir hayat yaşıyor demektir.

Victor Hugo "Öğrendikçe, sevdikçe daha çok acı çekeceksiniz"demiş.

Acısız ve lezzetsiz bir hayat yaşamaktansa, sevip, öğrenip daha çok acı çekmeyi tercih ederim.  

Ünlü yazarın neden böyle dediğini az çok tahmin edebiliyorum.

Kalbi olan, hayatı ve  yaşamayı seven,  bazı şeyleri daha iyi bilen bir insanın hayattan beklentisi ile hayatı ya da insanca yasamayı bilmeyen bir insanın hayat beklentisi aynı olamaz.

Zannediyorum o yüzdendir ki, gelişmiş ülkelerde insan haklarına daha cok değer veriliyor.  İnsanlar bazı konularda çok daha duyarlı.

Sosyal güvenceler  daha iyi düzeylerde.

Buna  karşın, bu ülkelerde de insanların başka problemleri var.

Yalnızlık…

Ekonomik bağımsızlıkla beraber hayat şartları onları yalnızlığa zorluyor.

Erkeğin de, kadının da çalışmak zorunda olduğu ülkelerde çocuklar annelerine hasret büyüyor.

Eşler birbirlerini anlayamıyor.

Birbirlerinden de, hayattan da beklentileri çok fazla.

Kadın eşinin eve gelirken gül getirmesini, erkek de güleryüzle kapıyı açan bakımlı bir eş bekliyor.

Ne erkek düsünebiliyor eve gelirken  gül almayı, ne de kadın açabiliyor kapıyı güler yüzle, işten, yorgunluktan…

Bir koşuşturmacadır gidiyor.

Herkes hayat mücadelesi vermekle meşgûl.

Kalpler sevgisiz,  yani aç kalıyor.  

Aç kalan kalp ne yapar?

Diye bir soru geliyor aklıma.

Cevap, hırsızlık…  

Yani eşler dışarıda arıyor sevgiyi.

Aile hayatı yerini, birlikte yaşamaya, birlikte yaşama ise zamanla yerini  yalnız yaşamaya bırakıyor.

İnsanlar yalnız yaşamaya başlıyor.

Sanal dünyada teselli aramaya başlıyor.

Aynı evi paylaşmak  bile zor geliyor insanlara.

***
Zira sevgi emek ister,  paylaşmak, fedakarlık ister, bazen de cefakarlık ister.

Nazım Hikmet Ran "Uzak Asya´dan dörtnala gelip Akdeniz´e bir kısrak başı gibi uzanan bu vatan bizim…/Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…bu hasret bizim" der  buram buram Anadolu kokan bir şiirinde!

Sevginin, saygının, samimiyet ve sadakatin bol olduğu bir yaşamda, fedakarlık, cefakarlık, saygı ve sevgi dolu dostlara olan hasretimle…

Gönlünüzden sevgi, yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın…
 
Birgül Kapaklıkaya (c)