Acep N’olacak?

N’oldu, nasıl oldu bilmem. Ağırlığı bile tam tespit edilemeyen bir virüs dünyayı hesaba çekiyor şimdi.
Hesabı kim, kimler, nasıl veriyor; nasıl verecek onu zaman gösterecek elbette.
Kimin ne olduğu az çok belli oldu olmasına da kimin ne olacağını kestirmek zor şimdi.
Ezberler bozuldu bozulmasına da yeni tembihleri yapacakları bulmak zor şimdi.
Sorular anlamsız, cevaplar yetersiz şimdi.
Sözler durgun, yüzler solgun, gönüller kırgın, ortam gergin, tabiat durgun şimdi.
Herkes kendi cephesinden kendi yorumunu yapıyor. ‘Herkes Alisine yanıyor’ diye bir deyim var bizim oralarda. Onun gibi işte. Toplum depresyona her zamankinden daha yakın şimdi.
Şimdi herkes, haklı olarak kendi hâl-i pürmelalini görüyor en yakın dönemden en uzağa…
En küçüğünden en büyüğüne tahminler yapılıyor.
Hepsi bir yönüyle ötekinden eksik hepsi bir yönüyle ötekinden fazla… Söylenenler fazla, söylenecekler eksik bir bakıma.
Boş yollar, boş sokaklar… N’oluyor, ne var; bu sükut niye? Başka bir dünyaya yolculuk mu var?
Art arda sorular, art arda sorular…Sorulara da cevaplar da herkesin kendine göre. Her sor eksik, her cevap yetersiz.
Yalnızı bizde değil tabi bu hadise. Dünya tarihinde belki de ilk defa dünya ülkeleri, sokaktan çekildi.
Psikolojik, sosyolojik problemler arttı. Duygularımızı yönetemiyoruz. Salgın evlere hapis etti hepimiz. Düşünmemiz, kendimizi hesaba çekmemiz için yeni bir imkân yani bir fırsat belki de bu.
Salgının olası sonuçlarını herkes şimdiden kendine göre yorumluyor, yorumlayacak ama arada hep bir boşluk olacak.
Ülkelerdeki ekonomi, sağlık, eğitim …değişiklikleri muasır medeniyet tasavvurunu da değiştirecek gibi görünüyor. Derinleşen krizler, giderek sıklaşan krizler olacak gibi görünüyor.
Evet, değişiyoruz. Daha da değişeceğe benziyoruz.
Ülkeler iletişimi de toplum iletişimi de kişi iletişimi de değişik gayrı.
Sıcakkanlı insanların sarılmaları, kucaklaşmaları, tokalaşmaları, öpüşmeleri, kafa tokuşturmaları yok gayrı.
Ev ziyaretleri, konu komşu ziyaretleri, hâl hatır sormalar, sılayı rahimler yok gayrı.
Apartmanlarda yalnız yaşayanlar, korkarım, ceset kokusu sebebiyle bellenir olacak gibime geliyor gayrı.
İkide bir girip çıktığımız komşu evleriyle aramızda gizli bir duvar var gayrı.
Sohbet muhabbet aralı, işler epey bir sıralı gayrı.
Evet, evet; gün yoğun, gündem ağır, hâl perişan…
Torununu göremeyen dede mahzun, dedeyle kucaklaşamayan torun şaşkın…
Cenazesini yalnız defneden eş de evlat da hüzün dolu.
Ekonomik denge sarsılmış… Ruhi denge alt üst… İkili ilişkiler de ha bozuldu ha bozulacak.
En ufak bir sağlık probleminde hepimiz, ‘virüs mü bulaştı’ telaşındayız. Kim, neye dokunsa elini yıkıyor. Herkes tedirgin. Virüsten olmasa da evde kalanlar hareketsizlikten, dışarıdakiler mikroptan hasta.
Yok yok … Hiçbir şeyin eski tadı tuzu yok artık.
Huzurun yerinde yeller esiyor.Sevinç unutmuş bizi.Mutluluk orta yerde değil artık.İnsanımız gergin, küskün, bitkin…Daha neler olur, olanlar da nasıl olur bilemem.
Rüya değil, hayal değil, kâbus da değil…
Yaşanıyor işte. Yaşanıyor da yaşayanlar hepten bitkin. El, bel, dil tutkun…
Allah yanımızdakilere güç kuvvet versin; ambulanslardaki hasta gibiyiz özetle.
Ölüme her zamankinden biraz daha yakın, hayata her zamankinden biraz daha uzağız vesselam.
Bu sessizlik pek hayra alâmet değil.Hakk var hayırlısı var bakalım. Sabır, biraz daha sabır…
Unutmayalım, virüs tehlikesi seçici davranmıyor. Bunun için herkes, öncelikle, kendini ilgilendiren tedbiri almalı, deyip susuyoruz; yetkililere kulak kabartıyoruz sadece.
Evet, evet; hepimizin nasıl davrandığının da test edildiği günle bugünler. Yeniden düşünme gerektiğine inanma günü bugünler.
Acep n’olacak? Evet; bu işin sonu acep n’olacak ki.
Ağabeyim Şükrü TÜRKMEN’in Facebook’ta dediği gibi işte. Özeti bu: “Bizler belki de sayılı günlerimizin sonuna varmak üzereyiz. Artık, hiçbir şeye karşı ne isteğimiz kaldı ne de pervamız… Çanların kimin için çaldığını da hiç merak etmiyoruz gayri…Ben, sen, o, biz…İnanıyorum ki çanlar hepimiz için çalıyor. Varsın çalsın. Dünyada hiçbir şey, insanın sevdiğinden uzaklaşmasına değmez. Sözümüzü birkaç kişiye olsun dinletebilmek gücünde olduğumuzu bildikçe, gerçekleri söylemeyi bir görev sayalım… Yakın temastan uzak ol ve evde kal arkadaşım.”