Mertlik !!!

Dar gününde, zor gününde; değil dostuna, düşmanına bile merhametli olacaksın. Bu biz Tezli’lerin geninde olan bir asalet, güzellik, adalet anlayışı. İlk yazımda da dediğim gibi: Biz asi, asil, adil bir köyün mirascılarıyız. Gününüz güzel olsun. Nurettin YILMAZ

63

Akşamın ığırcık karanlığında Çatallı’nın gedikten süzülen karartı, kimselere görünmeden, köpekleri uyandırmadan süzülüp vardı, Deveci’nin Hasanali’nin damın ardına. Yerden orta boy bir taş alıp attı damın üstüne. Az biraz sonra; “kim o?” diye bir ses duyunca.. “Benim emmi” dedi, “Çatallı’dan feşmekan kişinin oğlu”. Buyur ettiler içeri, pecenin sağ yanına buyur ettiler altına bir minder, selam alıp selam verdiler, açlığını susuzluğunu sordular ilkin, hal hatır ettiler dereden tepeden. Sonra, “buyur yeğenim” dedi Hasanali: “hizmetin nedir?” “Emmi!” dedi genç oglan, “sana Çatallı’dan Tilki Ali’nin selamı var, biliyorsun kız kaçırdı, dağda daşta dolanıp durur, kızın ailesi akraba taalukatı peşinde. Buldukları yerde vuracaklarını söylüyorlar, biliyon Tilki Ali emmim fakir adam, tek kırma tüfeğinen de düşman elinden kurtulunmaz. Ali emmim selam etti, senin mavizeri istedi, beş on bağ da fişek versin, Çatall’nın ileri gelenleri kız tarafı ile arayı bulunca mavzerini geri yollarım. Durum bundan bundan ibaret” deyip sözünü bitirdi. Hasanali; hiç düşünmeden, duraksamadan hanımına seslendi: “Gıız,,” dedi, “Git samanlıktan mavzeri çıkart, fişek de al, bir peşkire sar, ver oğlanın eline. Haydi oğlum güle güle git, selam Tilki Ali’ye. Bugünlerde gecer, üzmesin datlı canını.” Aradan zaman geçti, Tilki Ali’nin işleri düzeldi, dağda daşta kaçaklıktan gurtuldu, Gencoğlanı çağırdı gene, “gel oğlum” dedi, al bu mavzeri, fişekleri, Hasanali emmine götür, ver, De ki: Tilkli Ali emmimin selamı var, sağolsun dedi, emme,, ”mavzer vermeyinen dost olduğumuzu sanmasın, gene denk getirdiğim yerde vurmazsam anamavradım olsun. Emme sakin unutma bu dediğimi aynısıyla söyle.” Gençoğlan korka korka vardı Hasanali’nin evine, teslim etti emanetini, “Hasanali emmi, Ali emmim selam etti, sağolsun dedi” diyerek de sözünü bitirdi. Hasanali: “Oglum başka bir şey demedi mi Ali emmin?” Korka korka , tane tane soyledi Tilkiali’nin sözlerini; “söyle Hasanali’ye, mavzer vermeyinen dost olduğumuzu sanmasin, denk geldiğimi yerde vurmazsam anamavaradım olsun dedi emmi” diyerekten sözünü bitirdi. Hasanali gülümsedi; “Hah işte böyle yeğenim, elçiye zeval olmaz” dedi. “Sen de Ali emmine söyle: mavzer vermeyinen onu affettiğimi sanmasın.. dar gününde adam vurmak mertlik olmazdı, onu düşmanının eline bırakmak olmazdı, çünkü onu ben vuracağım, ölümü el elinden olmayacak, benim elimden olacak.”Sonra ne mi olmuş? Hic bir şey olmamış. Ne Tilki Ali Devecinin Hasanali’yi vurmuş, ne de Devecinin Hasanali Tilkiali’yi vurmuş. Ama yaşanmış olan bu olay bir “mertlik” ve “insanlik” dersi olarak bize miras kaldı.
Dar gününde, zor gününde; değil dostuna, düşmanına bile merhametli olacaksın.
Bu biz Tezli’lerin geninde olan bir asalet, güzellik, adalet anlayışı.
İlk yazımda da dediğim gibi: Biz asi, asil, adil bir köyün mirascılarıyız.
Gününüz güzel olsun.
Nurettin YILMAZ