Ana Sayfa Köşe Yazıları Diyetisyen Şükriye ERAL “Kuru fasulye-Pilav” İkilisinin Tıbbi Bir Açıklaması Var!

“Kuru fasulye-Pilav” İkilisinin Tıbbi Bir Açıklaması Var!

Kuru baklagil yemenin mevsimi olmaz ama havaların soğumasıyla birlikte daha fazla tüketildiği bir gerçek. Beslenme rutinimizde diğer besinlere göre daha az tüketildiğini gözlemlemek de mümkün.Aslında kuru baklagil tüketmek için o kadar çok sebep var ki bunları duyduktan sonra haftada en az 1 gün sofranızda bulundurmayı ihmal etmeyeceksiniz.

Kurubaklagilleri neden soframızdan eksik etmemeliyiz ?” sorusuna verilebilecek ilk yanıt: kaliteli bir bitkisel protein kaynağı olması.Çeşitli sebeplerle hayvansal besinleri tüketmeyen/tüketemeyen bireyler (vejetaryenler, kardiyovasküler hastalıkları olanlar, “gut” gibi kemik eklem hastalıkları olanlar, sosyoekonomik nedenlerle et tüketemeyenler) için beslenmede mutlaka protein kaynağı olarak tüketilmeli.
Bu soruya verilebilecek diğer yanıtlar ise şöyle;
-Yağ oranı düşük olmasına rağmen kaliteli yağlar içermeleri ve kolesterol içeriklerinin “0” olması.Bu nedenle özellikle hiperkolesterollü bireylerin beslenmelerinde gönül rahatlığıyla tüketebilecekleri bir besin grubu. Kolesterol içeriğinin düşük olmasının yanında LDL’yi (kötü kolesterolü) düşürmeye yardımcıyken HDL’yi (iyi kolesterolü) yükseltmeye de yardımcı olmaktadır.
-Yüksek lif içerikli bir besin grubu olduğundan uzun süre tokluk sağlar.Kabızlık problemlerine iyi gelir.
-Çeşitli vitamin (B1(tiamin),B2(riboflavin),B3 (niasin), B9 (folik asit ), E,…) ve minerallerce (çinko,magnezyum,demir,kalsiyum,…) zengindir.
-Posadan zengin bir besingrubu olduğundankan şekerini yavaş yükseltme eğilimindedir.Bu nedenle kan şekerini dengelemeye yardımcı olur.
-Uzun süre tok tutar.Bu nedenle iştah metabolizmasını olumlu yönde etkileyerek kalori alımını azaltır.Böylece kilo vermeye yardımcı olabilmektedir.
-İçinde bolcaalfa linoleik asit içerir. Bu da tekli doymamış yağ içeriği yüksek anlamına gelir ve doymuş yağ oran düşüktür.
-Oksidatif strese karşı korunmada; serbest radikalleri inaktif hale getirebilmek için antioksidanlardan yararlanmalıyız ve bunun için gerekli olanbiyoaktif bileşiklerin büyük bir kısmı kuru baklagillerde bulunmaktadır.
-Gluten içermediği içinçölyak hastaları, glüten intoleransı olanlar veya glütensiz beslenenler için iyi bir alternatiftir.

Kurubaklagillerneden çok tüketilmiyor?
Yıllık tüketim miktarımızdan değil haftalık besin tüketim çeşitliliğimizden bahsediyorum.Örneğin haftada kaç gün kurubaklagil tüketiyorsunuz? Bu soruya genel olarak verilen cevaplar genellikle 1 en fazla 2. Nedenine baktığımızda ise 2 temel nedene dayandırmak mümkün.
Birincisi uzun pişirme süresi gerektirdiği.
Kurubaklagilleri pişirmek evet biraz uzun sürebiliyor fakat bunun için en kolay yöntem geleneksel muhafaza yöntemimiz. Yani tek seferde fazla miktarda kurubaklagili suda haşlayıp yemeklik porsiyonlara ayırarak buzdolabında muhafaza etmek.Bu yöntemle hem günlük yemek sürenizi kısaltacak hem de ozahmetli aşamayı atlamış olacaksınız.
İkinci neden ise mide ve bağırsaklarda hareketliliği artırması
Bunun için en bilinen yöntem kurubaklagilleri geceden ılık suda bekletmek fakat yine de gaz problemlerini geçirmediğini düşünüyorsanız beklettiğiniz suya sirke ilave etmeyi deneyinve pişirmeden önce beklettiğiniz suyu dökerek tekrar sudan geçirin. Yine de gaz yaptığını hissederseniz bir püf nokta daha: “Pişirirken çok az miktarda “kimyon” eklemeyi deneyin.
Bağırsak hareketlerinin artmasından ve gaz problemlerinden şikâyetçi olup kurubaklagil tüketmeyenlere de çözüm bulduğumuza göre artık kurubaklagil tüketmememiz için bir sebep kalmadı. Ayrıca rutin aralıklarla tükettiğinizde bağırsaklarınızın kurubaklagillerealışacağından eskisi kadar bağırsak hareketliliği yaratmadığını fark edeceksiniz.
Gelelim nasıl tüketmemiz gerektiğine.
“Kurufasulye – Pilav” ikilisinin tıbbi bir açıklaması var!
Kurubaklagillerin elzem bir aminoasit olan metiyonin içeriği düşüktür, tahılların ise metiyonin içeriği fazladır. Yani kısaca tahıl+kurubaklagil=çok iyi bir denge sağlar.Bu nedenle kurubaklagillerintahıllarla birlikte tüketilmesi protein kalitesini arttırır.Bu durum özellikle yukarıda bahsettiğim çeşitli nedenlerden dolayı hayvansal protein alamayan bireyler için oldukça önemlidir.Yani yıllardır ayrılmaz ikili olan kurufasulye-pilavın tıbbi olarak da mantıksal bir açıklaması var.

Etli kuru fasulye olarak tüketildiğinde de yine protein miktarı artırılmış olacaktır.
Ayrıca C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketildiği takdirde özellikle demir emilimini artırmaya yardımcı olacağından daha faydalıdır.

Saydığım tüm bu faydaları göz önüne alarak özellikle metabolizmamızın yavaşladığı, hareketimizin azaldığı soğuk kış günlerindeaz miktarda tüketildiğinde bile uzun süre tokluk sağlayan ve zengin içeriğe sahip olan kurubaklagilleri haftada en az 2 gün tüketmeye özen göstermekte fayda var.

Diyetisyen Şükriye ERAL
Mail:diyetisyensukriyeeral@gmail.com