Emirdağ Yöresindeki Evliliklerde (Eski) Âdetler -1-

Evlilik insan gruplarının yaşantıları boyunca uyguladıkları ve geliştirdikleri bir kavram olup bir kadınla bir erkeğin yeni bir aile meydana getirmek üzere kurduğu ilişkiler bütünüdür.

Evlilik insan gruplarının yaşantıları boyunca uyguladıkları ve geliştirdikleri bir kavram olup bir kadınla bir erkeğin yeni bir aile
meydana getirmek üzere kurduğu ilişkiler bütünüdür.
Bir başka deyişle evlilik, iki karşı cinsin bir araya gelerek birbirinin karşılıklı haklarını kabul ederek kurdukları sosyal müessesedir.
Evlenme, iki kişinin birlikteliğinin başladığı bir olay olması açısından toplumlarda en fazla önem verilen geçiş dönemidir ve bu anlam çevresinde pek çok adet,gelenek ve inanç olmuştur. Bu kurallar ve kültürler toplumdan topluma farklılıklar göstermektedir. Toplumların ekonomik yapıları, gelenekleri ve kültürleri evlenme biçimlerini de belirlemektedir. Çünkü aile, toplumsal yapının temelini oluşturmaktadır.
Bir evlenme töreni ile teşekkül eden aile, Türk hayatının temelidir.
Geleneksel aile yapısında, kadın ve erkek, adeta birbirini tamamlayan iki unsurdur. Birinin üstünlüğü söz konusu olduğunda, erkek öndedir ve etkindir. Kadın güçlü olsa bile, sosyal açıdan erkeğini öne çıkararak hem onu yüceltir, hem de ailenin içindeki dengeleri gözetir.
Emirdağ yöresinde genellikle tek eşlilik tercih edilir. Kadının yatalak hasta olması veya çocuğunun olmaması durumunda da ikinci evlilik yapılabilir ama bu hallerde erkeğin eşinden izin alması şarttır.

EVLENME ÇAĞI
Emirdağ toplumunda, kız ve erkeğin aile içinde evlenme isteklerini açıkça belli etmeleri nerdeyseimkânsızdır. Bunların eşlerini seçme hakkı, ancak anne – baba ve akrabalara tanınan haktır. Girişim, genellikle
erkekten ve erkek ailesinden gelir.
Gökteki yıldızlar yerdeki buzlar
Beş yüz bine çıktı sirkeli gızlar
Oturmuş köşeye dünürcü gözler
Asbab yumasını bilmeyen gızlar.

[Emirdağ / Anonim]
Evlilikte “sıra gütme” kuralı yaygındır.
Sıra gütme, büyükten küçüğe doğru olur. Oğlana görücüye gidilirken büyük oğlandan başlanması gerekmektedir. Eğer, küçüğün kısmeti büyükten önce geldiyse, büyüğün rızasının alınması şarttır. Aileler tercihen bir meslek sahibi olmuş ve askerliğini yapmış delikanlılar evlenmek / evlendirilmek isterler.
Erkeğin memur olması bir tercih sebebidir.
Tren düdü(ğ)ünü goygun vuruyo(r)
Ö(ğ)retmen olanlar gurgun duruyo(r)
Gızlar size besbedava varıyo(r)
Ö(ğ)retmen neyimiş ille gedikli2
[Emirdağ / Anonim]
Dereden akana ırmak diyo(r)lar
Biz guru kütü(ğ)ü yarmak diyo(r)lar
Yenimahalle’nin laylon gızları
Subay olmayıncı varmak diyo(r)lar
[Emirdağ / Anonim]
Evlenme çağına giren gençler arasında “havas olma” (sevme, sevdalanma) durumu mevcuttur. Önce oğlanın havas olduğu birinin olup olmadığı sorulur. Eğer ki böyle bir durum var ve aileler uygun görürlerse evlilik gerçekleşir.
Uygun görülmediği takdirde durum türkülerde dillendirilir.
Yârimin elinde çi(ğ)dem gülüyüm
Gül dutan eline gurban oluyum
Bana da diyo(r)lar yalandan havas
E(ğ)er yalanısam kendim ölüyüm

[Emirdağ / Anonim]
Oğlanın havas olduğu yoksa veya beğenilmez ise başka kızlar araştırılır, eşe dosta haber salınır. Sonra kızlara görücü gidilerek oğlana kız beğendirmeye çalışılır.

EVLILIK GIRIŞIMI
Evlenme isteğinin belirtilmesinde, erkek tarafı girişimci, kız tarafı ise değerlendirici durumdadır. Girişim,
genellikle erkekten ve erkek ailesinden gelir. Yuva kurmada genç kızlar pek söz sahibi değillerdir Büyüklerin takdirine uyup kısmetlerini beklerler. Eş seçimine soy sop, aile, kültür seviyesi, maddi durum, fiziki güzellik, dini inanç, yaşantı ve mesleki durum önemli rol oynar.
Görücü usulü ile evlenme
Görücü usulü ile yapılan evliliklerde uyulması ve uygulanması gereken bir dizi eylem vardır. Bunlar; “Kız Bakma – Kız Beğenme – Görücü Gitme”, “Kız isteme”, “Söz Kesme” ve “Nişan”dır.
Kız Bakma, Kız Beğenme, Görücü Gitme
Geleneksel olarak evlenme “kız bakma” ile başlar. Evlenecek erkek veya kızdan çok, ailelerin girişimi, isteği, beğenisi ve kararları ön plandadır. Oğullarını evlendirmek isteyen aileler yakın çevrelerinden başlayarak
kız aramaya çıkarlar. Bu konuda kendilerine komşuları ve tanıdıkları da yardımcı olur. Gelinleri olacak kızda aranan başlıca şartlar özellikler iffet ve yüz güzelliğidir.
Bunun yanında kızın ev işlerinde hamarat olması, dürüst olması ve diline hakim olması gibi durumlar da arzu edilen ve tercihe yön veren önemli kriterlerdir

Anam anam gadın anam bal adam
Sevdi(ğ)im gözeli bana al anam
E(ğ)er sevdi(ğ)imi ban alamazsan
Yalancıkdan olsun dünür sal anam

[Emirdağ / Anonim]
İş ve işlemler genellikle kadınlar tarafından yürütülür. Gencin ailesi düğünlerde, bayramlarda veya akla gelen herhangi bir yerde oğulları için kız beğenmeye ve beğendikleri kız hakkında çeşitli yollarla oğlanın fikrini öğrenmeye çalışırlar. Düğünlerde beğenilen kız, oğlanın annesi tarafından oyuna kaldırılır ve oynatılır. Beğenilmişse başından para saçılır. Bu kızın beğenildiğinin işaretidir.
Eğer ki kız beğenilmiş veya birileri tarafından tavsiye edilmiş ise kız evine görücü kadın gider. Bu kadın oğlanın annesi olabileceği gibi teyzesi, halası, yengesi veya komşu kadınlardan birisi de olabilir. Oğlan tarafının isteği bir şekilde kız tarafına duyurulur.
Kız beğenilmeye gelindiğinin farkına varmıştır.
Gelen ve geliş nedeninden hoşnut ise kahve ikram eder yok hoşnut değilse odadan dışarı çıkmaz. Gelen dünürcülerin eşikteki ayakkabılarını karıştırarak sağı sağla,solu solla eşler, hatta ayakkabıların içine büyülük nitelikli tuz serper ve üzerlerine süpürge koyar. Böyle hallerde, kız evine bir daha isteme amacıyla gidilmez.
Sıvalı evlerin tozu mu olur
Şu Emirda(ğ)ı’nın yazı mı olur
Sevdiğine varamayan gızların
Vardı(ğ)ı gocada gözü mü olur

[Emirdağ / Anonim]
Görücüler olumlu bir yargıya varırlarsa, daha ayrıntılı bilgiler edinmek için, ziyaretlerini sona erdirirler.
Birkaç gün sonra gelip cevap alacağını söyleyerek ayrılırlar. Bu, aynı zamanda kız ailesine de bir düşünme payı
bırakmak, onlara da damat adayı hakkında bilgi edinmeleri için zaman tanımak anlamına gelmektedir. Bu
dünürlüğün birinci aşamasıdır. Kız aramak – kız bakmak için başvurulan bu âdete “Görücü” veya “Görücüye Çıkma” da denilir.
Kız tarafının düşüncesi olumsuz ise çeşitli bahaneler ileri sürülerek bu isteği olumsuz karşıladıklarını çeşitli bahaneler ileri sürerek belirtirler.
Pörnek’ten yükledim bi(r) ga(ğ)nı gamış
Nazlı yâr elini bö(ğ)rüne gomuş
Dünür saldım gâvur anan vermemiş
Bacımın o(ğ)luna vergili demiş

[Ömer Aytek]
Ardıç a(ğ)acında biten budaklar
Şekerinen bal mı ola dudaklar
Dünür saldım gâvur anan vermemiş
Hani yârim adadı(ğ)ın adaklar

[Emirdağ / Anonim]
Aşa(ğ)ıdan gelen akar mı ola
Gözleri gözüme bakar mı ola
Dünür saldım gidi baban vermedi
Cehennem azabı çeker mi ola

[Suvermez / Anonim]
Sever isem gene seni severim
Sarı bu(ğ)da(y) gibi dalga dö(ğ)erim
Boyunu sevdi(ğ)im topacık yârim
Babam almam demiş boyun e(ğ)erim

[Abdullah Özkurt]
KIZ İSTEME (DÜNÜRCÜ GELME), SÖZ KESME
Alınan olumlu cevap neticesinde kız ve oğlan tarafı ilişkileri sıklaştırarak aile arası ilişkilere hız verir. Görücülerin işi bitmiştir. Kız ve oğlan evlerinin karşılıklı olarak bir değerlendirmeye varmaları sonucunda kız isteme yani söz alma /söz kesme aşamasına geçilir. Söz kesimi ile iki aile arasındaki bağların ve dostluğun pekiştirilmesi amaçlanır.
Erkek tarafı kız ailesinden randevu ister. Alınacak cevaba göre gelinecek gün kararlaştırılır. Bu ziyaret genellikle akşam yemeğinden sonra olur ve dar çerçevede büyükler katılır. Kız tarafında sıradan misafirden farklı bir hazırlık yapılır. Söz kesme ziyaretinde erkekler de bulunur.
Kızın çok da heveskâr görünmesi annesi tarafından tembih edilir. Sade bir giyim ile misafirler karşılanır.
Gelin olacak kız gelenlerin elini öperek “hoş geldiniz” der ve ayrılır. Arada bir şeker, kolonya, çay, kahve vb. ikram etmek üzere odaya girip çıkar. Kahveler içildikten sonra bunlardan otorite sahibi biri sözü açar ve münasip bir dille hısım olmaya geldiklerini bildirir. Bu aşamada genelde olumlu cevap verilir.
İki aile daha yakın tanışır ve belirli konularda anlaşırlar. Evliliğe başlangıç ve iki aile arasındaki hısımlık durumu erkek dünürü ile herkese ilan edilmesi gerekir.
Bu nedenle erkek dünürü gelinmesi için gün alınır.

ERKEK DÜNÜRÜ, AD BELLI ETME
Kız arama, bulma, beğenmede kadınlar ön plândayken erkek dünüründe erkekler ön plândadır. Çok yakın akrabalık bağı olmayan kadınlar erkek dünürüne katılmaz. Belirlenen dünür günü için her iki ailede hazırlığını yapar. Dünür için birinci derecede yakınlar veya yakın hissedilenler davet edilir. Misafirlerini herkes kendi evinde ağırlar.
Genellikle Cuma akşamı (perşembe) günü akşamı, akşam yemeğinden sonra, toplu olarak kız evine hareket edilir. Beraberlerinde bir de hoca götüren dünürcülerin, önlerinde lüks lambası taşıyan birisi de olur. Bu genç genellikle damat adayının kardeşidir. (Bu âdet daha ziyade elektrik olmadığı zamanlarda yol aydınlığı için yapılmış ve o zamandan beri devam edegelmiştir).
Kız evi gelen misafirlerini karşılayarak aile büyükleri bir odaya misafir edilir. Kısa bir muhabbette sonra erkek tarafının başından boşanma geçmemiş, çoluğu çocuğu olan dünürcübaşısı kız tarafının temsilcisine hitaben “Allah’ın emri, peygamberin kavliyle kızınız …… nı oğlumuz ……… e istiyoruz” diyerek dileklerini belirtir.
Kız tarafından aile büyüğü de “Allah yazdıysa niye olmasın verdim gitti” gibi benzer sözlerle olumlu düşüncelerini açıklar. Hoca, Kuran-ı Kerim’den bir bölüm okuduktan sonra kısa bir dua yapar. Duaya katılanlar “hayırlı olsun” diyerek duygularını belirtirler. Oğlan evi tarafından hazırlanan şerbet misafirlere ikram edilir ve kısa bir sohbetten sonra dağılınır. Dünür esnasında sigara içilmez, kötü söz söylenmez. Hazırlanan bu şerbetten damat adayının da içmesi arzulanır. Bir sürahi içerisine şerbet konur, üzerine beyaz ipek bir mendil örtülür. Kız evinin tanıdığı yaşlı bir hanım şerbeti alarak oğlan evine götürerek sürahiyi oğlana verir. Şerbeti içen damat adayının şerbeti getiren kadına bir bahşiş vermesi esastır.
Erkekler kız evinden ayrıldıktan sonra oğlan evinin kadınları kız evinde biraz daha kalırlar. Oğlanın annesi gelin kıza çerçeveli altın kolye takar. Buna “ad belli etme” denilir. Artık kızın başı bağlanmıştır.
Serin serin bi(r) yel eser burundan
Dizim dutup atlıyamam harımdan
Bi(r) kötüye ba(ğ)ladılar başımı
Çıkamıyo(ru)m köy içine arımdan

[Abdullah Özkurt]
Oğlan evi tarafından getirilen şeker, lokum ve bisküvi gibi ağız tatlılığı ertesi gün komşulara dağıtılır.
Bunda amaç kızın verildiğinin herkes tarafından bilinmesini sağlamaktır.
Güçcük yaşda sevda düşdü serime
Eridi ya(ğ)larım doldu derime
Uyudum uyandım etdim intizar
Azziye’den dünür gelmiş yârime.

[Emirdağ / Anonim]
Emirda(ğ)ı de(ğ)ermenin döndü mü
Döne döne löbet bize geldi mi
Gıyı köyden yâre dünürcü gelmiş
Sö(y)le yârim seni seven öldü mü

[Seyrekbasan Nuri]
Kız evi de en kısa sürede kendi hazırladıkları kurabiye ve ev baklavasını oğlan evine ağız tadı olarakgönderir. Ağız tadını getiren kadınlar gereğince misafiredilir ve giderken de bahşiş verilir. Gelen ağız tadı yakın akraba ve komşulara dağıtılır.
En kısa bir zamanda birinci derecede yakınlar bir araya gelerek karşılıklı‎ istekler (Başlık parası‎) ve diğer konular ailelerin varlıklarına göre konuş‏ulur. Niş‏an takma günü karara bağlanır. Bütün bunlar konuşulurken, başı bağlanan kız ortalıkta görünmez.
Başlık parası en kısa zamanda bir aile büyüğü tarafından kızın babasına ulaştırılır. Başlık parası almak iyi bir niyete ve temiz bir maksada dayanan bir usuldür.
Alınan bu parayla kızın çeyizi tamamlanır. Bu iyi niyet duygusu bazı ailelerde değişik bir hale gelmiştir. Baba
alınan bu parayı bir ticaret vesilesi olarak da görür. Çok para alıp az çeyiz vererek kalan başlık parasını başka amaçlarda da kullanır.

NIŞAN
Nişan, söz kesimi sonrasında ve düğün öncesinde gerçekleştirilen ve toplumumuzda ağırlıklı yere sahip bir törendir. Kesin bir süre olmamakla birlikte, söz kesiminden kısa bir süre sonra kız evinde yapılır ve böylelikle kız ve oğlanın evlenme istekleri çevreye duyurulmuş
olur. Nişan töreni kız evi tarafından düzenlenir ve genellikle tatil (pazar) günü yapılır. Çoğu yerde masraflar
oğlan evine aittir.
Tören öncesinde gelin kız ve birkaç yakını nişan alış verişine götürülerek gelin kıza nişanlık elbise, yüzük ve takılacak diğer ziynet eşyası alınır ve nişan bohçası içerisine konularak kız evine gönderilir. Kızın birinci derecede aile büyüklerine, yaş ve konumlarına uygun, hediyeler verilir. Büyük amcaya “Emmi Yolu”, büyük dayıya “Dayı Yolu”, büyük halaya “Hala Yolu”, büyük teyzeye “Teyze Yolu” ve evin büyük erkek çocuğuna da
“Gardaş (kardeş) Yolu” adı altında hediyeler alınır. Alınan bu hediyelere “Yol” adı verilir. Yol alanlar bunun karşılığı olarak kıza hediye verirler. Hediyeler genellikle çeyize katkı niteliğindedir.

Nişan, oğlan evinin misafirlerinin toplu olarak kız evine gitmesiyle başlar. Nişanlanacak kıza takılacak hediyeler bir sininin üzerine konulur. Diğer bir siniye de lokum, şeker, sigara ve çerez konulur. Bu sinileri iki kadın başlarının üzerinde taşıyarak götürürler. Kız tarafı misafirleri karşılayarak buyur ederler. Erkekler “Hayırlı olsun” deyip lokum şeker ikramını aldıktan sonra dağılırlar. Kadınlar kalır.
Her nişanda olmasa bile genelde müzik eşliğinde eğlenilir. Nişan törenine önceleri oğlan hiç katılmaz iken daha sonraları bu usulden vazgeçilmiş ve damat adayının sağdıcı ile kısa bir süre eğlenceye katılmasına izin verilmiştir. Eğer gündüz nişanı ise oğlan evi tarafından getirilen sıra yemeği ya da tepsilerle getirilen börek,
reçel ve helvayla birlikte her iki tarafın misafirlerine ikram edilir. Yok gece nişanı ise yemeksizdir. Bu durumda misafirlere, yemek yerine, şeker ve lokum ikram edilir.
Yapılan bu ikramdan sonra takı merasimi başlar. Getirilen iki sandalyeye gelin kız ve sağdıcı oturtulur. Daha önceden haber salınıp orda bulunması sağlanan okucu kadın da bir sandalyenin üzerine çıkar. Nişana katılanlar hediyelerini okucu kadına verir. Kimin ne hediye verdiğini okucu kadın yüksek sesle bağırarak herkese duyurur. Oğlan tarafından bir kişi pek te kimseye belli etmeden takılanları yazar. Takılan takılar ortaya konulan
sini üstüne atılır. Altın ve paralar gelin kızın elbisesine ve boynuna takılır.
Takı işlemi bittikten sonra tekrar oyun ve eğlenceye devam edilir. Gelin kız oynarken para takılması adettendir. Nişan bittikten sonra kız ve oğlan tarafları bir araya
gelerek takılan takıları sayarlar. Ziynet eşyaları kızın paralar ise kız anasınındır.
Sen yörü de ben ardını izleyim
Yat dizime kekilini düzleyim
Nişan dakamazsan bi(r) erbi ba(ğ)la
Yedi sene yollarını gözleyim

[Emirdağ / Anonim]
Gün müsün sevdi(ğ)im gedikden aşan
Zevdana düşeli oldum perişan
İla(h)i emmiyin kör olsun gözü
Bi(r) inek satıp da dakmıyo(r) nişan.

[Döne Deveci]
Nişan günü veya nişanın yapıldığı ertesi gün, kız evi tarafından oğlan evine şerbet bohçası gönderirler. Bohçada damada mendil, havlu, gömlek, pijama, terlik, kolonya ve iç çamaşırı ile diğer yakınlara hediyeler yer alır.

4 Sıra yemeğinde Çorba (Türkmen tarhanası veya kıymalı şehriye çorbası), üstü kavurma veya haşlama etli pirinç pilavı ve
pilavın yanında üzüm hoşafı, etli çiçek bamya yemeği (çorbası), yaprak sarması ve baklava ikram edilir. Cenazelerde verilen sıra yemeğinde Çorba,üstü etli pirinç pilavı, üzüm hoşafı, etli çiçek bamya yemeği (çorbası), tatlı ve sarma ikram edilir.
Yani en sonunda tatlı değil yaprak sarması ikram edilir.

Bu bohçalara “dürü” denilir.
Bohçaların yanında tepsi içerisinde nişan tatlısı da gönderilir. Bu tatlı, ağız tatlığı olarak konu-komşu ve akrabalara ikram edilir.
Nişanlılık süresi ailelerin durumuna bağlıdır. Özel durumlara bağlı olarak bu süre uzayıp, kısalabilmektedir.
Genelde 3-4 ayı geçmez. Nişan ile düğün arasında ki sürede olası bayram ve gelin kız ziyaretlerinde geline hediye almak ve altın takmak âdeti vardır. Nişanlılık dönemi süresi içerisinde Kurban Bayramı olursa gelin kıza kurbanlık koç gönderilir ve koçun boynuzuna da altın bağlanır.
Ramazan bayramında ise baklava tepsisi gönderilir. Evlilikten vazgeçme yani nişandan ayrılma durumuna “Nişanı Atma” veya “Yüzük Atma” denilir. Eğer ki kız evi nişanı atarsa oğlan evinin aldığı hediye ve takıları geri iade eder. Oğlan evi nişanı atarsa kıza takılanları iade edilmez.

DÜĞÜN
Emirdağ yöresinde düğün, genellikle üç gece ve dört günlük bir süreyi kapsayan etkinliklerle kutlanır.Düğünler genellikle Cuma akşamı (perşembe) günü başlayıp tatil (pazar) günü biter ya da ya dernek (pazartesi) günü başlayıp Cuma akşamı günü biter.
Düğünün ne zaman olacağı iki tarafın ailelerinin anlaşması ile kararlaştırılır. Bu süre çok yakın olacağı gibi uzun bir süre de olabilir. Oğlanın askerliği, başlık parası, çeyizi tamamlayamama gibi durumlar zamanı geciktirebilir. Ramazan ayında ve diğer kutsal günlerde düğün yapılmaz. Düğünler genellikle sonbahar mevsiminde olur. Bu mevsimde harman işleri bitmiş kış hazırlıkları tamamlanmıştır. Düğün masraflarının karşılanabilmesi için en uygun zamandır.

Emirdağ düğünlerinde genellikle başlık (kalın), ana hakkı veya süt hakkı adı altında para alma durumu vardır. Bunlar düğün başlamadan kız evine verilir. Kız evi aldığı bu paralarla kızın çeyizini tamamlar. Başlık parası verildiği için oğlan tarafı çeyiz işine karışmaz.
Susanın üsdünün demiri mi var
Sevginin ellere emiri mi var
Gadın anam çok isdeme başlı(ğ)ı
Yârin hökümetden geliri mi var

[Hatice Sarıer Çalık]

DÜĞÜNE HAZIRLIK
Düğün başlamadan uygun bir vakitte kayın valide, gelin kızını ve annesini (yanlarında bir iki yakınları daha olabilir) alarak pırtıcıya gider ve alış-veriş yaparlar. Eksik eşyaları tamamlanır. Oğlan evi tarafından, düğün davetiyesi olarak, top olarak adlandırılan kumaş alınır ve kız evine verilir. Bu kumaş kız evi tarafından parça parça kesilip düğüne davet amacıyla okuntu olarak kullanılır. Bu güne “Asbap Kesme” denilir.
Çalgıcılar ayarlanır. Oğlan evine tam çalgı tutulur.
Tam çalgı davul, klarnet, keman / cümbüş ve def / darbukadan oluşur. Davul sadece dışarıda çalınır. Klarnet, keman / cümbüş ve def / darbukadan oluşan saz gurubuna “ince çalgı” denilir. Misafir karşılamada, kız evine kına yakmaya veya gelin almaya gidişlerde davul ve klarnet çalınır. Kız evi için de sadece def çalan belirli kişiler veya darbuka ve cümbüşten oluşan çalgıcı grubu temin edilir. Kız evi çalgıcıları misafir karşılamaz, sadece kızları oynatırken çalıp söylerler. Oğlan evi çalgıcıları geldiği zaman kız evi çalgıcıları susar.

Düğünde gelen misafirlere karşı sorumluluk üstlenecek birisi “bayraktar” ve oğlanın yakın arkadaşı veya saygı duyulan bir ailenin erkek çocuğu da “sağdıç” olarak belirlenir.
Kesin bir kural olmamakla birlikte sağdıç olarak seçilen kişi genelde bekârdır. Aynı şekilde evlenecek kızın da bir sağdıcı olur. Sağdıç, evlilik hazırlıklarından başlayarak düğün boyunca ve gerdek gecesine kadar damadın yanından ayrılmayıp ona yoldaşlık eden, işlerini gören yakın dostu ve sırdaşıdır.
Ekonomik durumu nispeten zayıf ve eli bu işe yatkın olan birisi “düğün kahvecisi” olarak ayarlanır. Düğün başlamadan çay kahve malzemeleri alınarak bu kişiye teslim edilir ve düğün kahvecisi tarafından düğüne gelen misafirlere ikramlar yapılır. İçilenler karşılığında verilen bahşişler düğün kahvecisinindir.
Oğlanın evi çevresinde iyi yemek pişirmesiyle tanınan bir kadını, düğün yemeğini pişirmesi için tutar. Çünkü düğünde misafirlere sıra yemeği verilir. Düğün başlamadan 3-5 gün önce, bir sırığın başına veya evin yüksek bir yerine beyaz bir bayrak asılır. Buna
“ekmek bayrağı” denir. Bu bayrağı gören yakınları ve komşuları düğün evine gelerek düğün hazırlığına katkıda bulunurlar. Yufka ekmek eder, yaprak sarması sarar ve baklava hamuru açarlar.

DÜĞÜNE ÇAĞRI
Düğüne çağrı birçok yerde “okuntu” ile yapılır.
Okuntu bir anlamda düğün davetiyesidir. Okuntu dağıtmada belli bir kural yoktur. Uygun bir kişi görevlendirilir ve bu kişi düğün okuntusunu dağıtır. Okuntu olarak daha önceden hazırlanmış bir parça kumaş, bir mendil, bir yazma v.b. gibi ufak hediyelerdir.
Benim yazım niye gara yazıldı
Nazlı yâiminen aram bozuldu
Okuntumdur deyin ya(ğ)lık göndermiş
Görünce dizimin ba(ğ)ı çezildi.

[Hasan Yıldırım]

Katılımın daha önce yapılan söz kesme ve nişan törenlerinden daha fazla olması beklenir. Bu nedenle tanıdık herkesin düğüne katılması istenir. Kimsenin unutulmamasına ve küstürülmemesine özen gösterilir. Düğün çağrılanların dışında, başkalarına da açıktır. Okuntusuz gelenler de çağrılanlar gibi ağırlanırlar. Kız evinin yakın akrabaları veya iyi ilişki kurdukları aileler gelin kız ve sağdıcı ile kızın yakın arkadaşlarını evlerine yemeğe davet ederler. Davete gidilirken def çalan bir kadın veya darbuka çalan bir çocuk önden, arkalarında ise gelin kız ile sağdıcı ve arkadaşları yürürler.
Davete giden bu guruba kötü laf söylenmez, yapılacak en ufak bir yanlışlık toplum tarafından büyük bir tepkiyle karşılık bulur.
Ya(ğ)lık : Büyük mendil)

Davete gidilen evde yemek yendikten sonra çalgı eşliğinde oyun oynanarak eğlenilir. Davet bitince, ev sahibi tarafından gelin kıza hediye olarak mutfak veya giyim eşyası verilir. Bu eşyalar bir başkası tarafından kız evine ulaştırılır.
(Devam edecek)
Şükrü TÜRKMEN