MEVLANA´YI YAŞAMAK..

 Şeb-i Arûs, yani düğün gecesi…
 Mevlana için sevgiliye kavuşma gecesi.
 Her yıl aralık ayinin 10-17 tarihleri arasında Kültür Bakanlığının himayesinde Konya’da   Hz Mevlana’yı anma törenleri yapılıyor.
Geçen hafta yine o haftalardan biriydi. 
 Mevlana, yedi asırdır yetmişiki millete örnek olan insan, büyük zat. 
Asırlar sonra bile sözlerinin bütün gücüyle yaşamımıza hala ışık saçıyor.
 
“Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik…
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.”
Diyen Mevlana milyonlarca insanın gönlünde olduğundan dolayı hala yaşıyor.
 
Asırlar boyu yaşamaya da devam edecek.
 
Sosyal medyada her gün onun sözleri paylaşılıyor.
 Peki paylaşmak yetiyor mu?
Elbette hayır!
Onu anlamadan, sözlerini hissetmeden, yaşamadan sadece paylaşmak yeter mi?
 
Onu yaşamaksa kelimelerle ifade edilemeyecek bir olay.
Zaten nefes almak değildir yasamak. 
Varlığının tadına ermek, şükür etmek, düşünmek, zikretmek, ve bazen de gözyaşı dökmek…
 
İnsan olduğuna utanıyor bazen insan.
 
Çünkü insan olmak hiç de öyle kolay değil artık.. 
 Hatta gitgide daha da zorlaşıyor gibi.
 
Bir siyaset savaşlarıdır gidiyor.
 
Doğru söyleyenleri dokuz köyden kovmaktan da beter ediyorlar.
 
Güçlü zayıfı eziyor. Zayıf da güçlenir güçlenmez zalim oluyor.
 
İnsanlar ölüyor, hiç acımadan öldürülüyor.
 
Ego yarışları, gereksiz hırslar, kavgalar, savaşlar arttıkça yaşamı kendi kendisine zehir ediyor insanoğlu.

Bütün olumsuzluklara rağmen oturup onun sözlerini okuyarak huzur bulmak da var Çünkü onun sözleri mis gibi sevgi kokuyor, aşk kokuyor, insanlık kokuyor…
 
"Biz sevdik mi yer oluruz,
 
Biz sevdik mi sel oluruz,
 
Biz sevdik mi lal oluruz,
 
Biz sevdik mi can oluruz.” Diyor o büyük zat.
 
Bizi can olanlardan eyle, insan olanlardan eyle Ya Rab!…
 
Birgul KAPAKLIKAYA
 
18-12-2013
 
Brüksel